16 Şubat 2017 Perşembe

Kitap Yorumu: Kötü Günler Başlarken-Lemony Snicket (Talihsiz Serüvenler Dizisi #1)

Kitap Adı: Kötü Günler Başlarken (The Bag Beginning)
Yazarı: Lemony Snicket (Daniel Handler)
Yayınevi: Doğan Çocuk
Çevirmeni:
Sayfa Sayısı:172
Sevgili Okur,
Elinde tuttuğun kitabın son derece sevimsiz olduğunu üzülerek söylemek zorundayım. Çünkü çok şanssız üç çocukla ilgili mutsuz bir öyküyü anlatıyor. Cana yakın ve akıllı çocuklar olmalarına karşın, Baudelaire kardeşler mutsuzluk ve üzüntü dolu bir yaşam sürüyorlar. Bu kitabın daha ilk sayfasında kumsalda oynadıkları ve korkunç haberi aldıkları andan başlayarak, bütün öykü boyunca felaketler onları kovalıyor. Talihsizliği çeken neredeyse birer mıknatıs oldukları bile söylenebilir.
Üç afacan sadece bu kısacık kitapta açgözlü ve iğrenç bir haydutla, bitli elbiselerle, feci bir yangınla, servetlerini çalmaya yönelik bir entrikayla ve kahvaltı niyetine verilen yulaf lapasıyla karşılaşıyorlar. Bu sevimsiz öyküleri yazıya dökmek benim için üzücü bir görev. Ama bu kitabı hemen elinden bırakmaktan ve daha mutlu bir kitap okumaktan seni alıkoyan hiçbir şey yok. En derin saygılarımla,-Lemony Snicket-(Tanıtım Bülteninden)
Şubat ayının ilk yorumundan merhabalar. Talihsiz Serüvenler Dizisini alış hikayemi Letgo Kitap Alışverişim yazısında anlatmıştım. O yazıda seriyi 2016 bitmeden okumak istediğimi belirtmiş, üstüne bir de 2017 ocakta çıkacak olan dizisini de izlersem benden keyiflisi yok demişim. Ama bir kez daha evdeki hesap çarşıya uymadı. Ne kitapları 2016'da okudum ne de netflix yapımı diziyi bitirebildim. Talihsiz Serüvenler Dizisinin ilk kitabı olan Kötü Günler Başlarken'i anca ocak ayının sonuna doğru okuyabildim.

Tanıtım bülteninde de dediği gibi Talihsiz Serüvenler Dizisi tam anlamıyla talihsiz olan üç Baudelaire kardeşinin hikayesini anlatmakta. Kitap Baudelaire kardeşlerin ebeveynlerini bir yangında kaybetmeleriyle başlıyor ve bu olaydan sonra Baudelaire kardeşlerin yüzü neredeyse hiç gülmüyor. Hem bir aile dostu hem de Baudelaire ailesinin mirasıyla ilgili gerekli işlemlerden sorumlu bir bankacı olan Bay Poe, Baudelaire ebeveynlerinin vasiyeti üzerine çocukları en yakın(!) akrabaları olan Kont Olaf'a teslim eder. Ancak şöyle bir sorun vardır; Kont Olaf, Baudelarie malikanesine kilometre olarak en yakın kişi olsa da kan bağı olarak çocukların dıdısının dıdısının dıdısıdır ve tek umrunda olan şey Baudelarie mirasını bir şekilde ele geçirmektir. 

Gelin şimdi de Baudelarie kardeşleri yakından tanıyalım. 

Kardeşlerin en büyüğü Violet Baudelarie suda taş sektirmekten hoşlanırdı. On dört yaşındaki çocukların çoğu gibi o da sağ elini kullanan biriydi; sol eline göre bu eliyle taşları karanlık sularda daha ileriye fırlatabiliyordu. Taş sektirirken bir yandan da ufka bakıyor ve yapmak istediği bir icadı düşünüyordu. Onu yakından tanıyan herkes yoğun düşüncelere kapıldığını anlayabilirdi çünkü gözlerini kapamaması için uzun saçlarını toplayıp bir kurdeleyle başlamıştı. Violey buluşçulukta ve tuhaf aygıtlar yapmada gerçekten hünerliydi. Beyni çoğu zaman makara, kaldıraç ve dişli görüntüleriyle dolu olurdu ve saç gibi eften püften bir şey yüzünden dikkatinin dağılmasını hiç istemezdi.
Ortanca ve tek erkek çocuk Klaus Baudelarie, dalgaların bıraktığı su birikintilerindeki deniz yaratıklarını incelemekten hoşlanırdı. On iki yaşın biraz üzerindeydi ve gözlükleri ona zeki bir çocuk havası veriyordu. Aslında zekiydi de. Konakta ailenin çok büyük bir kütüphanesi vardı. Bu oda hemen her konuda binlerce kitaplar doluydu. Gerçi kitapların hepsini okumuş değildi, ama okuduğu birçok kitap vardı ve bunlardan epey bilgi kapmıştı. Kayman denen timsah ve gerçek timsah arasındaki farkı biliyordu. Jül Sezar'ı gerçekte kimin öldürdüğünü biliyordu. Ve o sırada kumsalda incelemekte olduğu ufacık, sümüğümsü hayvanlar hakkında bir hayli şey biliyordu.


En küçük çocuk Sunny Baudelarie ise eline geçirdiği her şeyi ısırmaktan hoşlanırdı. Henüz bir bebekti ve yaşına göre de çok ufaktı. Boyu bir çizmeyi ancak geçiyordu. Ne var ki, boydaki eksikliğini çok iri ve keskin dört dişiyle kapatıyordu. Hani çocukların daha çok anlaşılmaz çığlıklar kopararak konuştuğu çağdaydı. Dağarcığında bulunan "anne", "mama" ve "diş gibi birkaç gerçek kelimeyi kullandığı durumlar dışında, çoğu kimse ne söylediğini anlamakta zorluk çekerdi. Örneğin o sabah hiç durmaksızın "Ceee!" deyip duruyordu, ki bununla, "Sisin içinden çıkıp gelen şu esrarengiz karaltıya bakın!" demek istiyordu herhalde.
İşte Baudelarie kardeşler bu üç talihsiz çocuktan oluşuyor. Bu üç kardeş kitap boyunca Kont Olaf'a karşı hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Bu mücadelede bolca Violet'ın icatlarından, Klaus'un bilgisinden ve tabii ki Sunnynin keskin mi keskin dişlerinden yararlanıyorlar.

Kitaba goodreadste 5 üzerinden 3.5 verdim ama bu puanın kriteri tamamen okuma esnasında bana verdiği zevke dayanıyor. Kötü Günler Başlarken de bir çocuk kitabı olduğu için olayların basitliği bazen sıkılmama neden oldu. 
Bazen sadece, bir şeyden nefret ettiğinizi söylemek ve size katılan birini yanınızda görmek, içinde bulunduğunuz berbat bir durum karşısında kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar.
Olayların kimi zaman sıkmasına rağmen okumaya devam etmemdeki en büyük neden kesinlikle ve kesinlikle yazarın dili. Hem bir çocuğun anlayabileceği kadar açık hem de bir yetişkinin bile zevk alabileceği kadar zekice, nükteli ve özenli yazılmış kitap.

Kitabın bir sevdiğim yönü de eğlendirirken öğretiyor ve öğrenmeye teşvik ediyor olması. Hitap ettiği yaş kitlesinin kelime ve deyim hazinesini onlar fark etmeden geliştirecek bir kitap. Bir örnekle göstermek gerekirse;


İşte böyle dostlar. Keşke çocukken okuma fırsatım olsaydı dediğim ve ileride çocuğum olursa mutlaka okumasını sağlayacağım bir kitap oldu Kötü Günler Başlarken benim için. Şimdi serinin üçüncü kitabını okuyorum. İlerleyen günler iki ve üçüncü kitabın da yorumu gelir sanırım. 

Serinin Netflix yapımı 8 bölümlük bir de dizisi var. İlk dört kitabı kapsıyormuş dizi. Ben henüz 2 bölümünü izledim. Diziye devam etmeyi düşünmüyorum ama Jim Carrey, Meryl Streep ve Emily Browningin başrollerde olduğu filmini izleyeceğim umarım bir ara.

Keyifle kalın!^^

22 yorum:

  1. Küçüklüğümde serinin reklamı çok yapılırdı. Seri pek ilgimi çekmese de Neil Patrick için diziyi izlemeyi düşünmüyor değilim. Kendisi gençlik aşkım olur da :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küçükken benim de gözüm kalmıştı kitaplarda ama alamamıştım :D Ahaha diziyi izlenebilir kılan en büyük faktör Nail Patrick zaten :D Şimdiden iyi seyirler :)

      Sil
  2. Yazmayı unuttum, Pazar 6'lısı için aklıma bir şey gelmişti, sana nereden yazayım diye soracaktım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. esothepink@gmail.com mail adresinden ulaşabilirsin ya da instagramdaki kullanıcı adım da periodiclibrary oradan da yazabilirsin :)) Meraklandım şimdi ne yazıcaksın acaba :D

      Sil
  3. Benim de yıl içinde okumayı aklıma koyduğum bir seri. En azından başlasam fena olmayacak. Kapakları, baskısı falan da ayrıca hoşuma gidiyor ^-^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten kitapların boyutunun küçük, içinin resimli ve puntoların da büyük olması kitabı hemen bitirilebilir kılıyor. Bir başlasan fark etmeden serinin sonunu getirirsin büyük bir ihtimalle :D

      Sil
  4. Sizi takipteyim bana da beklerim sevgiler;)
    www.guzelvekulturlu.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz, ziyarete geleceğim ben de :))

      Sil
  5. okuma şenliği ile ilgili bir rapor alabilirmiyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rapor yazacak kadar okuyamadım maalesef :(

      Sil
  6. Merhaba ,
    Blog keşif etkinliğinden geliyorum. Sizi takibe aldım bende bloguma beklerim :)
    http://yagmur-serhats.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz :) Uğrayacağım ben de, iyi günler :>

      Sil
  7. Filmini bende çok sevmiştim, dizisini sanırım senin blogdan haberim olmuştu Rin-chan. ^^
    Bir ara bakmıştım, ama ne hikmetse devamını getirmedim, hatta sık kullananlarda kayıtlıdır hâlâ, yalnız oyuncuları sevmiştim. Hatta rollerinin iyi oturduğunu düşünmüştüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşimle izlemeyi planlıyoruz filmi bir ara. Ama vakitlerimiz uyuşmuyor bir türlü :D
      Ya dizide bir durgunluk var nedense ben de devam edemedim o yüzden. Bölüm süreleri çok uzun belki de o yüzden devamını getirememişsindir Riv :(

      Sil
  8. Canım, mimledim seni haberin olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakıyorum hemeeen, teşekkürler! :D

      Sil
  9. dram okumaya olan önyargım son zamanlarda kırılmışken bu kitapta önüme düşüverdi güzel bir seriye benziyor. Sevgili okur diye başlayan özgün yazıyla bile beni tavladı diyebiliriz. güzel yorum için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dram okunmaz mı aaa :D Talihsiz birçok şey yaşansa da kitap dram kategorisine sokulur mu emin olamıyorum. Çocuk kitabı olduğundan herhalde çok hissettirilmiyor olayların üzücü yanı. Demek istediğimi tam anlatamadım ama neyse :D
      Rica ederim ^____^

      Sil
  10. Okumadığım lakin hep dikatimi çeken bir kitap olmuştu, yorumunla artık daha fazla okuma isteği doğdu içimde.

    Birde özel bir sorum olacak bu alıntılama işlemini yani tırnak işareti içindeki yazıları blogger panelinde nasıl yapıyorsun. Ben bir türlü bulamadım da :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fırsat olur da okursan beğenirsin umarım :))

      http://imgur.com/a/f2oAa Alıntılayacağım kısmı seçili hale getirip sarıyla gösterdiğime tıklıyorum sadece :))

      Sil
  11. çok güzel yorumlamışsın canım emeğine sağlık ❤

    YanıtlaSil

Yeni Yazılardan Haberdar Olun