31 Aralık 2018 Pazartesi

Black Mirror: Bandersnatch "Kontrol Kimde?"

İlk interaktif filme ilk interaktif yorum. Black Mirror'ın interaktif yani olayların gidişatına izleyicinin karar verdiği Bandersnatch bölümüyle ilgili yorumlarımı paylaşmaya geldim ama bu yoruma sorulara vereceğiniz cevaplarla siz yön vereceksiniz sevgili okuyucu. Öyleyse çok uzatmadan ilk soru,

"Hayatta tercihler yaparken asıl kontrol kimde?"

---------------------------------------------Bende | Bende Değil---------------------------------------------


Üzgünüm kontrol sizde değil.

"Bende" ve "Bende Değil" seçeneklerinin aynı yere çıkması sizi sinirlendirdi mi? Öyleyse bir de Bandersnatch'i deneyin.

Film, Stefan adındaki bir gencin Bandersnatch adlı, okurun kitabın gidişatına yön verdiği bir kitabı (bizdeki Şahane Hatalar gibi) bilgisayar oyununa çevirme sürecini anlatıyor ve biz izleyicilerin de bu sürece yön vermesini istiyor.

Bandersnatch önce Stefan'ın yiyeceği mısır gevreğine karar verme ya da dinleyeceği gruba karar verme gibi basit seçimlerle başlayınca bir hayalkırıklığına uğramıştım interaktif dedikleri bu muydu diye ama film ilerledikçe seçimlerin zorluğu ve kasveti artmaya başladı. Sona geldiğimde geri gidip seçimlerimi değiştirdim ve farklı bir sona ulaşıncaya kadar tekrar izledim. Bu döngüye birden fazla kez girince filmin rahatsız ediciği oldukça arttı.

Farklı bir deneyimdi Bandersnatch. Sürekli geri gidip durduğum için film bayağı bir vaktimi aldı ama pişman değilim. Hatta denemediğim seçenekleri deneyesim hala var ama internette Bandersnatch'in tüm alternatif sonları paylaşılmış ve ben de okudum hepsini zaten. Bazıları Bandersnatch'i abartı bulmuş ama ben sevdim. İlklerin günahı olmaz hem. İnteraktif filmlerin öncüsü olması bile yeterli bence. Filmi henüz izlememiş olanlara diyeceğim son şey, bence kesinlikle bir şans verin; izleyenler için diyeceğim şey ise yorum burada bitmedi, tekrar den--- şaka şaka aşağıda yorumun spoiler içeren kısmı da var, buyrunuz.

Bandersnatch'i tüm kontrolün izleyicide olmamasından dolayı eleştirmişler biraz. Mesela bir sahnede Colin, Stefan'a uyuşturucu teklif ediyor ve kabul edersek malum balkon sahnesi yaşanıyor. Ancak etmezsek de bu sefer Colin gizlice Stefan'in içkisine atıyor ve kendimizi yine balkon sahnesinde buluyoruz. Bunu eleştirmişler zorla yine aynı sahneye getiriliyoruz diye ama Bandersnatch'teki söylem de bu değil mi zaten? Kontrolün bizde olduğunu sanıyoruz ama aslında bir yanılgı bu. Tüm film boyunca da bu mesajı verdiler: Colin'in Pacman metaforu, Stefan'ın oyununun 5 aldığı alternatif sonda doktorla konuşurken oyundaki sorunu oyuncuya daha az seçenek vererek, oyuncuya sahte bir kontrol hissi yaşatarak çözdüğünü söylemesi...

Bilemiyorum Altan, Stefan'a paralel olarak bizim de filmde tamamen kontrol sahibi olmadığımızı fark etmemiz güzeldi bence ya da ben bu tarz hikayeye sahip filmlerin acemisi olduğum için hoşlandım. Zaten ilk izleyişimde TuckerSoft'un gel şirkette yaz oyununu teklifini kabul edip en çabuk ve anlamsız sona ulaşmış biriyim, o yüzden çok da güvenilir sayılmam lol.

Meraklılarına Bandersnatch'in tüm sonlarını ve bu sonlara nasıl ulaşılacağını anlatan şu yazıyı da bırakıp KPSS kitaplarıma geri dönüyorum. Ben tekrar buraya dönene kadar benimle Bandersnatch hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz bence :))) Beğendiğiniz mi, hangi sonlara ulaştınız? Buyrunuz yorumlara :))

27 Aralık 2018 Perşembe

2018, Kitaplar ve Ben

Başlıktaki olmamışlığı seziyorsunuz değil mi? Yan yana hiç yakışmadık biliyorum.2018'in okuma açısından verimli bir yıl olmadığını biliyordum ama Goodreads "al bak, bu senin sonucun" diyip şu tabloyu önüme serene kadar bu kadar vahim durumda olduğumu fark etmemiştim. Teşekkürler Goodreads, dost acı söyler biliyorum ve sana hiçbir kabahat bulmuyorum.

Şimdi adım adım bu utanç tablosunu analiz edelim.

Yılı 34 kitapla kapatmışım. 34 kitabı bir ayda (abartmıyorum) okuyan insanlar da biliyorum, hayatı boyunca toplam 34 kitap okumamış insanlar da biliyorum. O yüzden kendimi başka insanlarla değil kendimle karşılaştıracağım. 

Geçen sene 54 kitap okumuşken bu yıl 20 kitap daha az okumuşum. Her şey okunan kitap sayısı değil elbette ama yılın başında okumak istiyorum dediğim yazarların hiçbirini de okumamış olmak bu tabloyu asıl utanç verici hale getiren etmen. Geçen seneki Eslem ile bu seneki Eslem arasında bir ilerleme görememek beni üzüyor. Madem az okumuşum bari az ama öz okumalar yapsaydım demeden edemiyorum.

Okuduğum en kısa kitap bir ders için okuduğum Çıtır Çıtır Felsefe serisinden Haklar ve Ödevler, en uzun kitap ise Milenyum serisinin ikinci kitabı Ateşle Oynayan Kız. İkisi de farklı türlerde olsa da sevdiğim kitaplardı. Gurur tablomda görmek sevindirdi :D

Okuduğum kitapların ortalama sayfa sayıları da 290 imiş. Fena değil. Asıl fena olan okuduğum toplam sayfa sayısını bir yıla bölünce ortaya çıkıyor: 27! Bir güne düşen sayfa sayısı 27! 50 bile değil, YİRMİ YEDİ. 

Okuduğum kitaplar arasında en popüler Frankenstein iken en az popüler olan Haklar ve Ödevler. Frankenstein'ın klasiklerden bir kitap olduğunu düşününce şaşırmıyorum ama Haklar ve Ödevleri en az popüler olarak görmek üzdü. Gerçi okuyup da puanlayanlardan da hep yüksek not almış, bu sevindirici. Haklar ve Ödevler çocukların hatta yetişkinlerin bile keyifle okuyabileceği bir kitap. Yeni yılda çocuklara kitap hediye ederken Haklar ve Ödevler'i de bir düşünün bence :))

Ve şimdi yıl boyunca okuduğum kitaplara toplu bir bakış atalım.




Kazuo Ishiguronun yazdığı Beni Asla Bırakma 2018'in en güzel kitabı oldu benim için. 

Böyle geçmiş kitaplar açısından bir yılım. Memnun değilim ama önümüzdeki yıllar için umutsuz da değilim. Bir dahaki yıl Allah nasip kısmet eder de yine böyle bir değerlendirme yazısı yazabilirsem daha güzel bir sonuçla sizi karşılayacağıma inanıyorum, bu inancın kaynağını bilmesem de :D

Peki sizin bu yıl kitaplarla ilişkiniz nasıldı? Memnun musunu yoksa daha iyisi olabilirdi diyenlerden misiniz? Buyrun yorumlara :))

Yeni Yazılardan Haberdar Olun