26 Temmuz 2016 Salı

Kitap Yorumu: Gümüş Gölgeler-Richelle Mead (Kanbağı #5)

Adı: Gümüş Gölgeler
Orijinal Adı: Silver Shadows (Bloodlines #5)
Yazarı: Richelle Mead
Yayınevi: Artemis Yayınları
Çevirmen: Beril T. Uğur
Sayfa Sayısı: 384
Yayın Tarihi: 2015
                              ARKA KAPAK
SYDNEY SAGE bir Simyacı. Büyüyle uğraşarak insan dünyasıyla vampirlerinki arasında köprü görevi gören, vampirlerin sırlarını ve insanların hayatlarını koruyan bir grubun üyesi. Ateşli Kalp'te, Sydney içinden gelen sesi dinleyip gerçek hislerini Simyacılar'dan gizleyerek tehlikeli bir yola adım atmıştı. 
Şimdi Sydney'le Adrian bütün dünyalarını darmadağın eden bir felaketin ardından parçaları toplamaya ve yeniden birlikte olmaya çalışıyor. Ama önce, hayatta kalmak zorundalar. Sydney türlü zorluklarla çevrili hapis hayatında kimliğine ve anılarına tutunmanın mücadelesini verirken, Adrian ona bu işin peşini bırakmasını söyleyenlere inat, umutla sevdiği kadını bulmaya çabalıyor. Ama eski düşmanları ve hayatındaki kafa karıştırıcı yenilikler nedeniyle bu savaş onun için hiç de kolay olmayacak. 
En korkunç kâbusları tüyler ürpertici bir gerçeğe dönüşen Sydney ve Adrian, New York Times çoksatarı "Kanbağı" serisinin bu beşinci macerasında şimdiye dek hiç rastlamadıkları türden bir karanlıkla yüzleşiyor. 

Sonunda olaylar hız kazandı bu kitapta. Serinin diğer kitaplarında da hep bir olay vardı ama onlar daha çok asıl olaya hazırlık gibiydi. Gümüş Gölgelerde asıl olaya geldik ve bir an bile nefes almadı karakterler. Diken üstünde okudum resmen kitabı bir şey oldu olucak diye. 

Ateşli Kalbin sonunda Sydney Simyacılar tarafından yakalanmıştı. Gümüş Gölgelerde görüyoruz ki hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde Sydney gözlerini Yeniden Eğitim Merkezinde açıyor. Adı ne kadar masum görünse de Yeniden Eğitim Merkezi bir işkence yuvasıdır. İkna odaları, yeniden mürekkeplenme ve temizlik adı verdikleri şeylerle Simyacılık kurallarını ihlal edenlerin beyinlerini yıkamaya çalışırlar. 

Hatırlarsanız ilk kitapta Sydney'in en büyük korkularından biri buraya gönderilmekti. Ama artık o ilk günkü Sydney yok karşımızda. Kendi doğrularını bulmuş hem fiziken hem de ruhen çok daha güçlü bir Sydney var. Ben bu yeni Sydneyi gerçekten çok sevdim. Hatta o kadar ki Rosa Hathawayden bile daha güçlü artık bana göre. Gümüş Gölgeleri bu kadar sevmemin nedeni de belki Sydneyin gelişimini bu kadar gözler önüne sermesidir. Evet seriye Adrian için başlamıştım ama artık Sydney için devam ediyorum bile denilebilir. 

Kitaba geri dönersek Merkezdeki kısımlar bazılarına sıkıcı gelmiş ama ben bayağı gerile gerile , heyecanla okudum. Zaten oldum olası kaçış temalı şeyler okumayı/izlemeyi sevmişimdir. Sydney ve diğerlerinin kaçış planlarını okumak benim için zevkliydi o yüzden. 

Buradan itibaren azıcık spoiler içerir.
Kaçışlarıyla ilgili hoşuma gitmeyen bir şey var ama (olmasa şaşardık, değil mi?). Anlatılana göre Merkez çok sağlam korunuyor ama hiç bilinmeyen iki kişi gelip sahte kimliklerle kendilerini yetkili olarak tanıtıp merkezin ta içine kadar girebiliyorlar. Kimliklerde belirtilen isimler kayıtta bulunmuyor ama ÇOKKK GİZLİ çalıştıkları için bu normal diye kekliyorlar görevlileri. Ben de he, he tabi diyerek okuyorum sonra. Tamam çok ufak tefek bir şey ama bir değil iki değil. Richelle Mead bunu tüm seri boyunca yapıyor. Başlarına gelen felaketleri önce çok abartılı anlatıyor sonra olayları çözerken böyle basitleştiriyor her şeyi. Bu ufak detaylar birike birike de inandırıcılık kayboluyor. Yapma etme güzel ablacım. Ya dozunda abart ya da olayları çözmek için daha mantıklı yollar bul.

Sydney ve Adrian'ın evliliği ise şahaneydi. Hızlı ve tutkulu. Ee Las Vegasta başka nasıl olucaktı? :D Gelinlikli bir şekilde oradan oraya koşuşturan halleri romantik-komediden fırlamış gibiydi. Tabii daha ölümcül bir hali :D Eğlenceliydi o kısımlar ben çok severek okudum. 
Spoiler bitti.

Sydney Yeniden Eğitim Merkezinde esirken Adrian'ın kendini kaybettiği sayfalarda hem üzüldüm hem de çok sinirlendim. Şöyle Adrianı tutup silkeleyesim geldi birkaç kez. Gerçi yavrum hep ruh kullanımı yüzünden böyle ama yine de o kısımlarda sinirlenmemek elde değildi. Neyseki çok büyük bir felakete yol açmadan toparladı da günü kurtardı.

Öyle işte, inandırıcılığı yok eden birkaç nokta yüzünden Gümüş Gölgeler'e 5 üzerinden 4 veriyorum. Ateşli Kalbe kadar okumuşsanız seriye mutlaka devam edin. 
Bol okumalar, keyifli günler! ^____^

24 Temmuz 2016 Pazar

Pazar 6'lısı: Alışveriş Sepetinizdeki 6 Kitap

Merhabalar ^_____^
Geçen haftanın ülkenin içinde bulunduğu acı durum yüzünden Pazar 6'lısını yapmadık. Geçen haftanın temasını ileriki ayların temasına dahil etmeyi planlıyorum. Bir aksilik çıkmadığı sürece şurada belirttiğim temalar geçerli olucak.
Gelelim bugünün teması olan Alışveriş Sepetinizdeki 6 Kitaba. Bonus olsun diye seçtiğim kitapları internetteki satış fiyatlarıyla birlikte paylaşmak istiyorum. Başlayalım öyleyse! 
1.Büyünün Rengi-Terry Pratchett
Liste fiyatı: 20 tl
İlknokta fiyatı: 13 tl D&R fiyatı: 14,60 tl OkuOku fiyatı: 16 tl İdefix fiyatı: 14,60 tl Kitapyurdu fiyatı: 16 tl
Diskdünya serisinde uzun zamandır gözüm var ama aynı zamanda başlamayı da gözüm yemiyor. Şuradaki okuma sırasına bakarsanız nedenini anlayacaksınızdır :> 
2.Dikenler ve Güller Sarayı-Sarah J. Maas
Liste fiyatı: 27,50 tl (YUH)
İlknokta fiyatı: 20,63 tl D&R fiyatı: 20,90 tl OkuOku fiyatı: 20,07 tl İdefix fiyatı: 20,90 tl Kitapyurdu fiyatı: 20,63 tl
Bakarken bile gözlerimden kalpler fışkırıyor resmen. Saraj J. Maas şu ana hiçbir kitabında hayal kırıklığına uğratmadı beni. Bundan sonra da uğratacağını sanmıyorum ve bu kitabı deli gibi istiyorum.
3.İçimdeki Müzik-Sharon M Draper
Liste fiyatı: 14 tl
İlknokta fiyatı: 11,20 tl D&R fiyatı: 9,80 tl OkuOku fiyatı: 10,22 tl İdefix fiyatı: 10,64 tl Kitapyurdu fiyatı: 10,50 tl
Hüzünlü, gerçek yaşamdan ilham alınan bir konusu var. Hem de Pinuccianın yaz okuma şenliği listemde olan bir kitap. 
4.Uyku-Haruki Murakami
Liste fiyatı: 35 tl
İlknokta fiyatı: 26,25 tl D&R fiyatı: 24,50 tl OkuOku fiyatı: 25,55 tl İdefix fiyatı: 26,60 tl Kitapyurdu fiyatı: 26,25 tl
Sevdiğim bir arkadaşım konusunu anlattığından ve tavsiye ettiğinden beri aklımda olan bir kitap Uyku. Daha önce hiç Murakami kitabı okumadım, iyi bir başlangıç olacağını umuyorum.
5.Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü-Aimee Bender
Liste fiyatı: 23 tl
İlknokta fiyatı: 16,10 tl D&R fiyatı: 17,48 tl OkuOku fiyatı: 16,55 tl İdefix fiyatı: 17,48 tl Kitapyurdu fiyatı: 14,95 tl
Kitap kulübünde kaç seferdir öneriliyor ama seçilemedi bir türlü. Kapağından ve adından pek belli olmasa da fantastik bir yanı da var kitabın. Tahminimce dram yönü ağır basıyor ama.
6.Oz-Adam Fawer
Liste fiyatı: 25 tl
İlknokta fiyatı: 20 tl D&R fiyatı: 16 tl OkuOku fiyatı: 18,25 tl İdefix fiyatı: 18,25 tl Kitapyurdu fiyatı: 18 tl
Olasılıksız ve Empatiden sonra Adam Fawer ne yazsa okurumculardan biri de benim. Gerçi okuyanlar Oz'un Adam Fawer'ın diğer kitaplarına benzemediğini söylüyorlar ama...sonuçta ADAM FAWER NE KADAR KÖTÜ OLABİLİR Kİ?

Aslında istediklerimin hepsini yazsam şöyle bir görüntü ortaya çıkar ama şimdilik 6 tanesiyle idare etmeye çalışalım :D

Öyle işte, temayı beğendiyseniz yapmaya çekinmeyin lütfen ^___^ Hatta yazınızın linkini yorumlara bırakabilirsiniz. Keyifli günler!
Katılımcılar

21 Temmuz 2016 Perşembe

Mid-Year Book Freakout: 2016 Edition


Merhabalar^^
İçimizin buruk, canımızın sıkkın olduğu bu dönemde hiçbir şey yapasım yok. Televizyonda görünenler ayrı korkunç internette yazılıp çizilenler ayrı korkunç. O kadar çok şey söyleniyor ki kime ya da neye inanacağımı şaşırmış haldeyim. Hal böyle olunca kendimi blogumun güvenli kollarına attım. Yeni bir kitap yorumu girecek havamda olmadığım için taslaklarımda bekleyen Mid-Year Book Freakout'ı düzenleyip paylaşayım dedim. Belki hatırlayanlarınız vardır geçen sene de bu etkinliği yapmıştım. Geçen seneki yazıma gitmek için tık tık. Peki nedir bu Mid-Year Book Freakout? 15 sorudan oluşan, yılın şu zamanına kadar okuduklarınız arasından favorilerinizi seçtirten bir etkinlik. Yılı yarıladığımıza göre tam zamanı! 
1. Şu ana kadar okuduğun en güzel kitap? 
Sissoylu:Son İmparatorluk-Brandon Sanderson. Fantastik seven herkesin beğeneceğini düşünüyorum. Bakın çok iddialıyım çoğu kişinin değil HERKESİN BEĞENECEĞİNİ diyorum. Brandon Sandersondan sadece bir kitap okudum ama tüm kitaplarını gözüm kapalı okurum artık. 
2.Şu ana kadar okuduğun en iyi devam kitabı?
winter marissa meyer ay günlüğü serisi the lunar chronicles

Winter-Marissa Meyer. Ay Günlüğü serisine Winter ile veda ettik. Hem de ne veda ama tam 800 sayfa! Göze çok geliyor değil mi 800 sayfa? Ama emin olun okurken hiç ama hiç fark etmiyorsunuz bittiğini. Öyle bir akıcılıkta yazmış canım Marissacım. 
3.Okumak istediğin ama henüz okuyamadığın yeni çıkan bir kitap?

Ateşin Varisi-Sarah J. Maas. Şu ana kadar hep olumlu yorumlar gördüm pek bir mutluyum o yüzden. Çok sevilen yeni bir karakter gelmiş. Celaena ile shipleyenler falan var hatta. Bakalım Dorian'ın pabucunu dama attırabilecek mi? (Sanmıyorum)

4. İkinci yarıda çıkmasını çok beklediğiniz bir kitap?
Ay Günlüğü serisinin yan kitabı olan Stars Above. İçinde 9 farklı hikaye varmış :')
5. Sizi hayal kırıklığına uğratan kitap?
Taç-Kiera Cass. Nedeni için yorumuma bakabilirsiniz.
6. Sizi şaşırtan bir kitap?
İki kitap arasında kaldım: Kızıl Kraliçe ve Sissoylu. İkisinde de gerçekten hiç beklemediğim şeyler oldu. Ama sanırım Sissoylunun etkisi ve HAYIRRRR OLAMAZ nidalarım daha uzun sürdü.
7.Favori yeni yazarınız?

Brandon Sanderson, tabii ki.
8.En yeni kurgusal aşkınız?
Kanbağı serisinden Adrian Ivanskov sanırım. Gerçi Adrian'ı ta Vampir Akademisinden biliyorduk ama aradan 5-6 yıl geçmiştir ben VA'yı okuyalı. Kanbağı serisi sayesinde yeniden kavuştuğumuz için en yeni sayılır galiba.
9.En yeni favori karakteriniz?
Geçen sene de pas geçmiştim bu soruyu bu sene de pas geçeceğim.
10.Sizi ağlatan kitap?
Kitap Hırsızı-Markus Zusak. Hem de o kadar ağlamak ki karaciğerin parçalanması ve bir daha kendini yenileyememesi. 
11. Sizi mutlu eden kitap?
Aristotle and Dante Discover the Secrets of the Universe-Benjamin Alire Saenz. Hatırladıkça suratımda bir gülümseme beliriyor.
12. En beğendiğiniz kitaptan uyarlanan film?
Bu yıl kitap uyarlaması olan iki film izledim sadece: Zindan Adası ve Ölümcül Kaçış. İkisinin de kitaplarını okumadığım için seçim yapmamayı tercih ediyorum.
13.Bu yıl yazdığın favori kitap yorumun?
Taç-Kiera Cass. Ne var ne yok dökmüştüm içimi. Keşke okuduğum tüm kitapları bu şekilde yazabilsem.
14.Bu yıl satın aldığın en güzel kitap?
Kapağın kastedildiğini düşünerek Olağanüstü Bir Gece-Stefan Zweig Diyorum. İş Bankasının Modern Klasikler serisindeki kitapların kapakları m u h t e ş e m. Al duvarına tablo diye as o kadar güzel.
15.Yıl sonuna kadar neleri okumak istiyorsun?
Neyi okumak istemiyorum ki? Yılın başından beri bir sürü okuma etkinliğine katıldım: 2016 Reading ChallengeSweet Summer 2016 Challenge ve Pinuccianın Yaz Okuma Şenliği. Öncelikle listelediğim kitapları bitirmek istiyorum. Eğer vakit kalırsa da Goodreadsteki yıllık 100 kitap hedefimi tamamlamak istiyorum.

Şimdiii başlıyorum mimleyeme: suleuzundere, okuyanmuggle, yorumcadısı, buyuluayrac, kristalkitap, vampirellanınguncesi, kronikokurohyoulovemetoobiposetkitap ve yapmak isteyen herkes. Çok ciddiyim etkinliği beğendiyseniz mimlenmeyi beklemeyip yapın lütfen^___^ Keyifli günler!

10 Temmuz 2016 Pazar

Pazar 6'lısı: Kitap Bloglarına Vereceğiniz 6 Tavsiye

Pazar 6'lısı: Kitap Bloglarına Vereceğiniz 6 Tavsiye
Sonunda yeniden listeleme zamanı geldi! Kitap okumayı sevdiğim kadar bir diğer sevdiğim şey de listeler yapmak. Küçük büyük, günlük yıllık hiç fark etmez. Hatta uyamasam bile yaptığım listelere yine de büyük bir keyif alıyorum bir şeyleri listelerken. Hal böyle olunca Pazar 6'lısı benim çok severek sunduğum bir etkinlik oluyor. Hem tek başıma da değil sizlerle yapınca işin keyfi daha da katlanıyor. O zaman bu haftanın teması Kitap Bloglarına Vereceğiniz 6 Tavsiye için neler seçmişim bakalım ^____^

1.Yapılan Yorumlara Cevap Verin
Benim bloglarda en çok dikkat ettiğim şeylerden biri yorumlara cevap verilip verilmediği. Sonuçta bloglarımızı insanlarla bir şeyler paylaşmak, fikir alışverişi yapmak için açmıyor muyuz? O zaman neden vaktini ayırıp da blogumuza yorum yapmış kişilere geri dönme zahmetinde bulunmuyoruz? Böyle yaptığımızda daha mı havalı daha mı popüler olduğumuzu zannediyoruz? Diyelim ki yazdığımız bir kitap yorumuna kitapla ilgili bir soru geldi. Cevaplamak bir şeyimizi mi eksiltir? Aksine benim gözümde daha da yüksek bir ediniyor ilgili bloggerlar. Yazılarını daha çok okuyorum ve daha çok yorum yapıyorum. Çünkü biliyorum ki geç de olsa yorumum yanıtsız kalmayacak.
2.Düzenli Olun
Yazılarınız ne kadar özgün olursa olsun blogunuzda rahatça dolaşılmadıktan sonra önemini kaybeder. En azından benim gözümde. Ziyaretçinin tüm kitap yorumlarını rahatça bir arada görebileceği bir sayfanız olsun ya da yazılarınızı kategorilere göre etiketleyin ki kim neyi arıyorsa rahatça bulabilsin. Blog temanız da göz yormayacak ama aynı zamanda da ilgi çekici bir şey olsun. Bunun için illa kod yazmayı bilmeniz gerekmiyor. İnternette bir sürü güzel ve bedave tema var. Biraz araştırmayla blogunuzu eşsiz bir hale getirebilirsiniz. Bu maddede ben de yetersizim ama siz benim gibi olmayın :D
3.Kitap Yorumlarınıza Özenin
Bu maddeden kendimden yola çıkmak istiyorum. Yaklaşık bir yıldır blog camiasındayım ve yazdığım yorumlara baktıkça kendimi tokatlayasım geliyor. Çoğunda sadece kendimce konuyu anlatmış ve birkaç cümleyle beğendiğimi söyleyip bitirmişim. Kimse de dememiş ki yorum böyle olmaz :P Konudan tabii ki bahsedin. Arka kapak yazıları bazen konuyu anlamak için çok yetersiz oluyor. Ama aynı zamanda kitabı size sevdiren ve sevdirmeyen yönlerinden de spoilersız bir şekilde bahsedin. Dili akıcı mıydı yoksa okutmayacak derecede sıkıcı mıydı? İmla hataları var mıydı? Aynı türdeki diğer kitaplardan ayıran özelliği ne? Bu gibi soruları cevaplayarak okuyucunuza daha detaylı bilgi verebilirsiniz. 
4.Yorumlarınıza Alıntılar Ekleyin
Bunu kendim yapamasam da başka bloglarda yorum okurken alıntı görmeyi çok seviyorum. Ufak da olsa yazım tarzıyla ilgili fikir sahibi oluyorsunuz. Hem bazen sadece tek bir alıntı bile size kitabı okutturabiliyor. Çok iyi hatırlıyorum ohyoulovemetoo blogunda Aristotle and Dante Discover the Secrets of the Universe'ün yorumunu okurken tek bir alıntı beni çok etkilemiş ve kitabı hemen okumaya başlamıştım (VE BAYILMIŞTIM). O alıntıyı ekleyeyim hatta hemen.

So I remaned myself Ari.If I switched the letter, my names was Air.I thought it might be a great hing to be the air.I could be something and nothing at the same time. I could be necessary and also invisible. Everyone would need me and no one would be able to see me.
Alıntılar konusunda Şuleyi de çok beğeniyorum. Altını çizdiklerim başlığı altında bize kitaptan çok güzel kesitler sunuyor :))
5.Goodreads Hesabı Edinin
Goodreads benzeri birçok site var çoğuna da üyeyim ama hiçbiri Goodreadsteki kadar çok yoruma sahip değil. Bir kitaba tıkladığımda tüm arkadaş ve takip ettiğim kişilerin o kitapla ilgili yorumlarını alt alta görmeyi çok seviyorum. Blogunuzda yayınladığınız bir kitap yorumunun linkini Goodreadsteki yorumunuza eklerseniz eminim ki birçok ziyaretçi çekebilirsiniz blogunuza. Hem Goodreadsin çok güzel widgetları var. Mesela ben blogumda 2016 yılındaki okuma hedefimi ve bu hedefe ne kadar yaklaştığımı gösteren widgetı ve okunanlar rafımı gösteren widgetı çok severek kullanıyorum.
6.Arkadaş Canlısı Olun
Bu en çok da aramıza yeni katılan arkadaşlara. Yorum yazmaktan ya da herhangi bir sıkıntınızda mesaj atmaktan, etkinliklere katılmaktan çekinmeyin. Bloglarımız ayakta durucaksa bu hepimizin tatlı tatlı geçinmesiyle olur. Diğer türlü blogun deftere yazılan bir yorumdan ne farkı kalır? Konuşalım, tanışalım, birlikte bir şeyler düzenleyelim, bloggerlığı daha keyifli hala getirelim! ^_____^

Henüz bir yıllık bir blog sahihi olmama rağmen haddimi aşarak tavsiyelerde bulundum. Yanlışım olduysa affola. Bu yazdıklarım aynı zamanda kendim için çünkü biliyorum ki daha birçok eksiğim var. Umarım ilerleyen zamanlarda tüm eksiklerimi kapatabilirim :> 
Öyle işte benim diyeceklerim bu kadar. Sizlerin de vereceği tavsiyeler mutlaka vardır. Aklınıza gelen şey ufacık bile olsa paylaşın ki bizim gibi yeni blog sahipleri de kendilerine çeki düzen verebilsinler :)) Pazar 6'lısı yazılarınızı alttaki formu doldurarak bu yazının altına ekleyebilirsiniz!

Katılımcılar
Şule @suleuzundere

9 Temmuz 2016 Cumartesi

Kitap Yorumu: Kanbağı-Richelle Mead (Kanbağı Serisi #1)

kanbağı richelle mead bloodlines sydney sage
 Adı: Kanbağı
Orijinal Adı: Bloodlines
Yazarı: Richelle Mead
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 450
Yayın Tarihi: 2011
Sydney'in en son isteyeceği şey, vampirlerle arkadaşlık etmekle suçlanmak. Ve şimdi bir vampirle aynı odada!"Sydney'e yeniden dövme yap," dedi Stanton kararlı bir sesle. "Zoe konusunda kararımız belli değil, ona şimdiden dövme yapmayalım."Gözlerim kardeşimin lekesiz ve solgun yanaklarına kaydı. Evet.Orada bir zambak olmadıkça özgürdü. Dövme teninize bir kez işlendi mi, dönüşü yoktu. Artık Simyacılara aitsiniz demekti.
kanbağı richelle mead bloodlines sydney sage
Y O R U M
Kitaba çok aniden başladım. Aslında Locke Lamorayı okuyorum ama gece herkes yatınca telefondan okuyacak bir şeye ihtiyacım vardı ve ben de ta yıllar önce indirdiğim ama hiç dokunmadığım Kan Bağını okumaya başladım.

Kitabın başları tam bir kâbustu çünkü en son neler olmuştu hiç hatırlamıyordum. Mutlu sonla bitmiş diye hatırlıyordum ancak bu kitapta görüyoruz ki herkes o kadar da mutlu değil. Özellikle de Sydney. Rose'un kaçmasına yardım ettikten sonra (nasıl bir yardımda bulunmuştu zerre hatırlamıyorum gerçi) Simyacıların gözünden bayağı bir düşüyor.  Hatta o kadar düşüyor ki işin ucunda simyacılıktan alınması ve rehabilitasyona götürülmesi bile var. Simyacılıktan alınırsa yerine küçük kardeşi geçmek zorunda kalıcak. Kardeşinin Simyacılığa bulaşıp hayatını mahvetmesi Sydney’in isteyeceği en son şey olduğu için Simyacılar yeni bir görevle karşısına çıktılarında Sydney’in bunu kabul etmekten başka çaresi kalmıyor.

Görevi ise yeni kraliçe Lisanın üvey kız kardeşi olan Jill’in saklanmasına yardım etmek, onu kraliçe karşıtlarından korumaktır.  Bunun için Jill ve Sydney vampirlerin çok nadir yaşadığı Palm Springsteki bir yatılı okula kayıt ettirilip gözlerden ve beladan uzak tutulmaya çalışılır. Palm Springs bölgesinden sorumlu olan ve Sydney ile hoş bir geçmişe sahip olmayan bir Simyacı olan Keith’in de işleri pek kolaylaştırdığı söylenemez.

Konu aşağı yukarı böyleydi işte. Kitabın başında olayların durgun olması ve geçmişte olanları hatırlayamamam yüzünden kitaba odaklanmam biraz sürdü. Ama ilk fictional crushlarımdan biri ortaya çıkınca işler değişti: Adrian Ivanskov. Nasıl da çok seviyordum Adrian’ı :’))) Yavrum Rose onu terk ettikten sonra tam anlamıyla dağılmış, bin parça olmuş. Rose mutlu mesut (tamam pek mutlu mesut sayılmaz ama en azından Lisa ve Dimitrisi yanında) yaşarken Adrian’ın kullanıp bir köşeye atılması çok haksızlıktı. Neyse ki yazar da bunun farkındaydı ki herhalde Adrianın ana karakterlerden biri olduğu bu Kanbağı Serisini yazdı. Umarım hak ettiği mutluluğu bulur Adrian. Seriden tek ama tek beklentim bu. Başka bir şey istemiyorum.

Sonuç olarak Kanbağı seri başlangıcına göre iyiydi bence. Diğer kitaplardan beklentim daha büyük. Daha çok Adrian/Sydney anı görmek istiyorum. Adrian istiyorum jkgjhk

7 Temmuz 2016 Perşembe

Pinuccianın Yaz Okuma Şenliği 2016: Kitap Listesi

Merhabalar ^_____^  
Biraz geç de olsa Yaz Okuma Şenliği listemle buradayım! Güzel skorlar elde edemesem bile okuma şenliklerine ilk öğrendiğim andan itibaren düzenli olarak katılıyorum. Benim için vazgeçilmez oldu artık. Pınar ablanın yani Pinuccianın artık şenliklere devam etmeyeceğini öğrendiğimde ne kadar üzüldüğümü tahmin edebilirsiniz yani. Neyse ki fgofilmdizianime blogunun sahibi Gül şenliğe ev sahipliği yapmaya gönüllü oldu da biz de şenlik listesi hazırlama sevincine tekrar ortak olabildik. Kendisine burada çook teşekkür ediyor ve listeme geçiyorum :>
Kategoriler
1.Kategori (10 puan): İsminde yaz mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların yazın geçtiği bir kitap.

2.Kategori (10 puan): Adında çoğul eki almış bir sözcük bulunan bir kitap.
Karanlık Zihinler-Alexandra Bracken
3.Kategori (10 puan): İki veya daha fazla yazarın yazdığı bir kitap.

4.Kategori (10 puan): İnstagram, facebook gibi sosyal medya üzerinden oluşturulan ortak okuma gruplarının şenlik süresince okuduğu bir kitap.
Locke Lamoranın Yalanları-Scott Lynch
Timeline Readalong kitap kulübünce okuyacağımız temmuz kitabı.

5.Kategori (10 puan): Sizin doğum yılınızdan en az 50 yıl önce vefat etmiş bir erkek yazarın yazdığı öykülerden oluşan kitap.

6.Kategori (10 puan): Adında bir yiyecek olan kitap. (Sebze, meyve, yemek vb. olabilir.)
Otomatik Portakal-Anthony Burgess

7.Kategori (10 puan): 29 Haziran-30 Eylül tarihleri arasında vefat etmiş yazardan bir kitap.
Sıralı bir liste yok Wikipedia'dan gün gün bakmanız lazım (en detaylısı bu)  ya da aşağıya ekleyeceğim siteyi taramanız lazım. Ben büyük bir kısmını inceledim aklımda kalanları yazayım. Italo Calvino, Jane Austen, Necip Mahfuz, Ernest Hemingway, Georges Simenon, Joseph Conrad, Tolkien, William Blake, Balzac, Leyla Erbil.
Aşk ve Arkadaşlık-Jane Austen

8.Kategori (10 puan): Ülkemizde en azından iki yayınevinin basmış olduğu bir kitap. 
Bayan Peregrine'ın Tuhaf Çocukları-Ransom Riggs 
Sayfa6 yayınları ve İthaki tarafından basılmış.

9.Kategori (10 puan): Ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap listesinden bir kitap.
Muhteşem Gatsby-F. Scott Fitzgerald

10.Kategori (10 puan): Diziye uyarlanmış bir kitap. (Karışıklık olmasın diye belirteyim The Originals gibi diziden sonra yazılan kitaplar da bu kategoriye dahil.)
Taht Oyunları-G. R. R. Martin

11.Kategori (10 puan): Kategorilerden bağımsız canınızın istediği bir kitap.

12.Kategori (10 puan): Adında emir kipli sözcük bulunan bir kitap.

13.Kategori (10 puan): Goodreads tarafından 2009 yılından günümüze kadar seçilen en iyi kitaplardan bir kitap. 
Marslı-Andy Weir


14.Kategori (10 puan): Sanat temalı bir kitap. (Kitabın adında resim, müzik, sinema vb. alana yönelik bir kısım varsa kitap konusuna bakılmaksızın bu kategoriye dahil (Gölgelerin Ressamı, Başucumda Müzik, Ölüm Şarkısı, Şans Müziği  gibi) onun dışında kitabın ana karakterinin sanatçı olduğu ya da yaşamış bir sanatçının otobiyografisi, biyografisi olan eserlerde bu kategoriye dahil.)
İçimdeki Müzik-Sharon M. Draper 


15.Kategori (10 puan): 2016 yılında basılmış bir kitap, yabancı kitapların ülkemizde basılış tarihi dikkate alınacak. Eğer yabancı ülkelerde 2016 yılında basılan bir kitabı o dilde okursanız o da bu kategoriye dahil.
Arşiv-Victoria Schwab


16.Kategori (10 puan): Pinuccia'nın Kitapları (Hepimizin severek katıldığı şenliklerin sahibi Pinuccia'nın Kitapları bloğunun sahibi Pınar’ın 2013 Temmuz’undan itibaren başlattığı şenliklerde okuduğu bir kitap. Bu arada yanlış hatırlamıyorsam bazı şenliklerde kategori dışı kitap okumuştu, o kitaplar dahil değil. Ben Pınar’ın her şenlik sonucu tek tek link ekledim o listelerden bir kitap seçebilirsiniz, eğer gözden kaçırdığım bir şenlik sonucu varsa bana bildirirseniz sevinirim.)  
Beni Asla Bırakma-Kazuo Ishiguro

17.Kategori ( Her kitap 10 puan iki kitap okunursa ekstra 10 puan toplamda 30 puan): Adınız ve soyadınız baş harfleri başlayan iki kitap. Çift isimli/soyadlı arkadaşlar istediği ismi kullanabilir.
E: Eşekarısı Fabrikası-Iain Banks
K: Kanbağı-Richelle Mead

18.Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

19.Kategori (Her kitap 10 puan iki kitap okunursa ekstra 30 puan toplamda 50 puan): İsminde eş anlamlı kelime olan iki kitap.
Örneğin: Kırmızı ve Siyah - Kara Saray
(Bu kategoride Dr. gibi kısaltmaları da kabul ediyorum ama yakın anlamlı kelimeler kabul değil.)

20.Kategori (Her  bir kitap 10 puan tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan toplamda 80 puan) Aşağıya ekleyeceğim ülkelerde doğmuş yazarlardan bir kitap. (Ben seçeneğiniz bol olsun diye sekiz ülke ekledim siz dört tanesini seçeceksiniz.)
Ülkeler: Kolombiya, Japonya, Arjantin, Avustralya, Portekiz, Fransa, İzlanda, İsveç.
Uyku-Haruki Murakami (Japonya)
Henüz kitaplarını belirmediklerim
Boris Vian (Fransa)
Carlos Maria Dominquez (Arjantin)
José Saramago (Portekiz)



21.Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.
Kanbağı serisinden kitaplar
Ateşli Kalp-Richelle Mead
Altın Zambak-Richelle Mead
Mavi Büyü-Richelle Mead
Yakut Çember-Richelle Mead

6 Temmuz 2016 Çarşamba

Kitap Yorumu: Taç-Kiera Cass (Seçim Serisi #5)

Orijinal Adı: The Crown
Yazar: Kiera Cass
Yayınevi: DEX
Çevirmen: Nazlı Tüzüner Tokan
Sayfa Sayısı: 261
ARKA KAPAK
“Hayat, sen planlar yaparken basına gelenlerdir” denir ya, aşk da öyledir…
Eadlyn, Illéa’nın kendi Seçim’ini yapacak ilk prensesi olmuştu ama otuz beş adaydan herhangi birine âşık olmayacağına kesinlikle emindi. Planlarında aşka yer yoktu. Yarışmanın ilk beş haftasını, onları evlerine geri gönderebilmek için günleri sayarak geçirdi.
Ancak sarayda gelişen olaylara bakılırsa, kaderin Eadlyn için başka planları vardı. Eadlyn, annesiyle babasının peri masalına benzer aşkları gibi bir ask yaşayabileceğinden, üstlendiği yeni görevler dolayısıyla buna fırsat bulabileceğinden emin olmasa da, Eros’un okunu durdurmak mümkün mü?
İşte o an geldi, bir mucize gerçekleşti! Hem de gökten yağan elmalar eşliğinde…Dünya çapında büyük bir hayran kitlesi olan Seçim serisi, yeni kitabıyla yine çok dokunaklı bir masal anlatıyor.
YORUM (Dikkat Veliaht Prensesden spoiler içerir)
Daha önce bloga Seçim serisinin hiç yorumunu girmemiş olsam da (bkz.üşengeçlik) goodreadste 2 kitabına girmişim. Yorumlarımı okurken o zamanlar seriyi gerçekten keyif alarak okumuş olduğumu hatırladım ki bu da biraz beni üzdü. Çünkü final kitabı olan The Crown için hiç de güzel şeyler düşünmüyorum. 
Seriyi okuyanların bileceği üzere aslında orijinal Seçim Serisi 3 kitaptan oluşan bir seriydi. America ve Maxon'ın hikayesi son bulmuştu. Ta ki 4. kitap olan Veliaht Prenses çıkana kadar. Veliaht Prenseste Seçim serisinden tanıdığımız America ve Maxon vardı ama bu sefer spot ışıkları kızları veliaht prenses sıfatının sahibi ve  Seçimi yürütücek olan Eadlyndeydi. Eadlyn ilk bakışta sevilebilecek bir karakter değil, doğru. Soğuk ve kibirli oluşuyla ilk kitapta hemen nefret etmişti çoğu okur ama ben sevmiştim. Sonuçta Seçim yapmak onun fikri değildi, buna zorlanmıştı. İstemediği bir şeyi yaparken etrafa gülücükler saçmasını beklemek saçma olurdu. Kibri de herkesin "Sen en güçlüsün, senden güçlüsü yok" gibi pohpohlamalarla büyümesinden kaynaklanıyor. Yani kim bu şekilde büyüse kibirli olmazdı ki??? Tüm bunlara rağmen ben Eadlyni sevmiş, Veliaht Prensesi de zevkle okumuştum. Yani ortada 35 adet, prensesin gönlünü çalmak için tüm yeteneklerini sergileyen, birbirinden harika prens adayları varken sevmemem mümkün müydü kitabı? Tabii ki hayır. Problemler Taçta başladı.
Tamam, sevdiğim yerler de oldu olmadı değil. Ama o kadar azınlıktalar ki iyice didiklemem gerekti neleri sevdim bu kitapta diye. İşte Taçla ilgili sevdiğim şeyler:

  • Eadlynin adaylarla vakit geçirdikçe, onlara değer vermeye başladıkça buzlar kraliçesi tavrını bırakıp daha sevilesi biri olmaya başlaması.
  • Adaylarla yaptığı birebir görüşmeler. Çoğunlukla pek romantik olmasalar da birkaç kalp çarptıran yer yok değildi.
  • Kile. Şu kitaba devam ettiysem bunun büyük bir nedeni Kiledır. 
  • Americanın ölmemesi. Americaya da çok bayılmıyorum ama ölseydi eğer her şey çok darmaduman olurdu. Kitap zaten yeterince sıkıcı bir de bu dramı kaldıramazdı. (Spoiler olduğu için beyazla yazdım. Okumak isteyenler yazıyı seçili hale getirip okuyabilir.)
Bu kadar. Gerçekten başka sevdiğim bir şey yoktu ne yazık ki. Gelelim neleri sevmediğime. Dikkat liste bayağı kabarık. (Spoiler başlangıcı)
  • Eadlynin aşırı manipüle edilebilir, kendine güvensiz, sürekli başkalarına ihtiyaç duyan, her sakallıyı dede sanan biri olması. Kitapta sürekli işte ben diğer genç kızlar gibi yaşayamadım, sürekli iyi bir kraliçe olmak için devlet işlerini öğrenmekle vakit geçirdim havasındaydı fakat gördük ki hiçbir şey öğrenememiş aslında. Hayır daha kendi halkını tanımıyorsun, onlar seni tanımıyor bunca yıl ne yaptın diye sormazlar mı insana??????? Herkese sorgu sualsiz güveniyor sonra da bunun acısını çekiyor. Senin gözün açık olmalı bir kere ülke yöneticeksin. Biri aniden ortaya çıkıp sana iyilik yapıyorsa insan bunun altında bir bit yeniği var diye düşünür, karşılığında ne isteyecek diye düşünür. Ama yok Eadlyn safım Marid birdenbire ortaya çıkıp onu iyiliklere boğduğunda bunu hiç garipsemiyor, ülkenin ve sevgili kuzeninin iyiliği için yaptığını düşünüyor. 
  • Ahrenin gidişi. Eadlyn affetmiş olabilir ama ben etmedim. America hastalandığında geri dönseydi eğer yine bir derece daha affedebilirdim ama yok dönmedi. Hayır anladık aşıksın ama kaçmaya ne gerek var? Seni istemeye geldiler de baban mı izin vermedi. Zaten düğün yapılıcaktı KAÇMAK NE DEMEK YA SEN PRENSSİN SENİN SORUMLULUKLARIN VAR????? İkizini, Eadlyni hayatının en önemli kararını vermeye çalışırken terk ettin ya olmaz olsun senin gibi ikiz. Aşık olmak böyle bencil şeyler yaptırıyorsa aman olmayalım lütfen, kalsın.
  • Eadlynin seçimi. Yanlış anlamayın Erik'i seviyordum ben ama Eadlynle birlikte değil. İkisi arasındaki ilişki o kadar hızlıya getirilmişti ki bana hiç ama hiç inandırıcı gelmedi. Yazar sırf plot twist için yapmadıysa bunu ben de Eslem değilim arkadaşlar. Ayrıca bunun geleceğini de tahmin etmiştim ama ilişkileri adım adım gelişir diye ummuştum. Başından beri ufak ufak bu ikili için yol yapsaydı desteklerdim ama böyle bebek kandırıyormuş gibi oldu. YEMEDİK VE SEVMEDİK KIERA CASS. Ayrıca Kile vardı ne güzel. Tamam belki biraz klişe olurdu önce nefret ettiği kişiye aşık olmak ama en azından bir inandırıcılığı var yani. Birbirlerini tanıdıkça nefretlerini sevgiye dönüşmesi gayet de olası. Dikkatinizi çekerim burada anahtar kelime TANIMAK. Erik ve Eadlyn birbirlerini daha tanımıyorlardı bile.........
  • Distopyanın iyice arka planda kalması. Hatta o kadar arkada kalması ki olmaması...Düzenden memnun olmayan birkaç asi var ama yaptıkları tek asilik tören esnasında domates fırlatmak. 
  • Cumhuriyetin ilanı. Yanlış anlaşılma olmasın Cumhuriyetle problemim yok. Problem Eadlynin ilan ediş şekli. Çocuk oyuncağı sanki yeni bir düzene geçmek. Seçimini ilan ettiği sırada pat diye ilan ediyor. Önce bir devlet yetkilileri ile görüş, fikir alışverişi yap, halkın nabzını yokla sonra ilan edeceksen et ki ben burada manasızlıklar içinde sinirlenmeyeyim. 
İşte böyle böyle liste uzar gider de neyse ki kitabı okuyalı iki ay falan olduğu için detayları unuttum. Sadece sinirlendiğim ana şeyler aklımda kalmış. (Spoiler bitişi.)
Temeli sağlam olmayan kurgu üzerine bir de iyi işlenememiş karakterler ve ilişkiler eklenince 5 üzerinden 2 alabiliyor Taç benden. Hiçbir şekilde önermiyorum. Kendi mutlu sonunuzu kafanızda kendiniz hayal edin inanın daha mutlu olursunuz.


3 Temmuz 2016 Pazar

Pazar 6'lısı Geri Döndü!

Evvvet yanlış okumadınız sevgili Periodic Library sakinleri! Çoktandır geri dönmesini beklediğiniz (abartıyorum), pazar günlerinin tadı tuzu (biraz daha abartıyorum) Pazar 6'lısı yeniden bizlerle! Okul telaşı sona erdiğine ve biraz da dinlendiğimize göre sanıyorum ki artık Pazar 6'lısına devam etmenin vakti geldi. Sizi bilmem ama ben pazar günleri seçim yaparken kafa patlatmayı hatta seçmediğim kitaplar için vicdan azabı çekmeyi bile özledim. Umarım siz de özlemiş ve geri döndüğü için sevinmişsinizdir. Yeni logomuz ve temalarla ben oldukça heyecanlıyım! E o zaman ne duruyoruz, oturmaya mı geldik? Gelsin yeni temalar!

Nasıl, beğendiğiniz mi? Katılımlarınızı bekliyorum ^_____^
Bunlar da logomuzun renk alternatifleri. Seçin, beğenin, gözlünüzce kullanın :>