26 Temmuz 2016 Salı

Kitap Yorumu: Gümüş Gölgeler-Richelle Mead (Kanbağı #5)

Adı: Gümüş Gölgeler
Orijinal Adı: Silver Shadows (Bloodlines #5)
Yazarı: Richelle Mead
Yayınevi: Artemis Yayınları
Çevirmen: Beril T. Uğur
Sayfa Sayısı: 384
Yayın Tarihi: 2015
                              ARKA KAPAK
SYDNEY SAGE bir Simyacı. Büyüyle uğraşarak insan dünyasıyla vampirlerinki arasında köprü görevi gören, vampirlerin sırlarını ve insanların hayatlarını koruyan bir grubun üyesi. Ateşli Kalp'te, Sydney içinden gelen sesi dinleyip gerçek hislerini Simyacılar'dan gizleyerek tehlikeli bir yola adım atmıştı. 
Şimdi Sydney'le Adrian bütün dünyalarını darmadağın eden bir felaketin ardından parçaları toplamaya ve yeniden birlikte olmaya çalışıyor. Ama önce, hayatta kalmak zorundalar. Sydney türlü zorluklarla çevrili hapis hayatında kimliğine ve anılarına tutunmanın mücadelesini verirken, Adrian ona bu işin peşini bırakmasını söyleyenlere inat, umutla sevdiği kadını bulmaya çabalıyor. Ama eski düşmanları ve hayatındaki kafa karıştırıcı yenilikler nedeniyle bu savaş onun için hiç de kolay olmayacak. 
En korkunç kâbusları tüyler ürpertici bir gerçeğe dönüşen Sydney ve Adrian, New York Times çoksatarı "Kanbağı" serisinin bu beşinci macerasında şimdiye dek hiç rastlamadıkları türden bir karanlıkla yüzleşiyor. 

Sonunda olaylar hız kazandı bu kitapta. Serinin diğer kitaplarında da hep bir olay vardı ama onlar daha çok asıl olaya hazırlık gibiydi. Gümüş Gölgelerde asıl olaya geldik ve bir an bile nefes almadı karakterler. Diken üstünde okudum resmen kitabı bir şey oldu olucak diye. 

Ateşli Kalbin sonunda Sydney Simyacılar tarafından yakalanmıştı. Gümüş Gölgelerde görüyoruz ki hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde Sydney gözlerini Yeniden Eğitim Merkezinde açıyor. Adı ne kadar masum görünse de Yeniden Eğitim Merkezi bir işkence yuvasıdır. İkna odaları, yeniden mürekkeplenme ve temizlik adı verdikleri şeylerle Simyacılık kurallarını ihlal edenlerin beyinlerini yıkamaya çalışırlar. 

Hatırlarsanız ilk kitapta Sydney'in en büyük korkularından biri buraya gönderilmekti. Ama artık o ilk günkü Sydney yok karşımızda. Kendi doğrularını bulmuş hem fiziken hem de ruhen çok daha güçlü bir Sydney var. Ben bu yeni Sydneyi gerçekten çok sevdim. Hatta o kadar ki Rosa Hathawayden bile daha güçlü artık bana göre. Gümüş Gölgeleri bu kadar sevmemin nedeni de belki Sydneyin gelişimini bu kadar gözler önüne sermesidir. Evet seriye Adrian için başlamıştım ama artık Sydney için devam ediyorum bile denilebilir. 

Kitaba geri dönersek Merkezdeki kısımlar bazılarına sıkıcı gelmiş ama ben bayağı gerile gerile , heyecanla okudum. Zaten oldum olası kaçış temalı şeyler okumayı/izlemeyi sevmişimdir. Sydney ve diğerlerinin kaçış planlarını okumak benim için zevkliydi o yüzden. 

Buradan itibaren azıcık spoiler içerir.
Kaçışlarıyla ilgili hoşuma gitmeyen bir şey var ama (olmasa şaşardık, değil mi?). Anlatılana göre Merkez çok sağlam korunuyor ama hiç bilinmeyen iki kişi gelip sahte kimliklerle kendilerini yetkili olarak tanıtıp merkezin ta içine kadar girebiliyorlar. Kimliklerde belirtilen isimler kayıtta bulunmuyor ama ÇOKKK GİZLİ çalıştıkları için bu normal diye kekliyorlar görevlileri. Ben de he, he tabi diyerek okuyorum sonra. Tamam çok ufak tefek bir şey ama bir değil iki değil. Richelle Mead bunu tüm seri boyunca yapıyor. Başlarına gelen felaketleri önce çok abartılı anlatıyor sonra olayları çözerken böyle basitleştiriyor her şeyi. Bu ufak detaylar birike birike de inandırıcılık kayboluyor. Yapma etme güzel ablacım. Ya dozunda abart ya da olayları çözmek için daha mantıklı yollar bul.

Sydney ve Adrian'ın evliliği ise şahaneydi. Hızlı ve tutkulu. Ee Las Vegasta başka nasıl olucaktı? :D Gelinlikli bir şekilde oradan oraya koşuşturan halleri romantik-komediden fırlamış gibiydi. Tabii daha ölümcül bir hali :D Eğlenceliydi o kısımlar ben çok severek okudum. 
Spoiler bitti.

Sydney Yeniden Eğitim Merkezinde esirken Adrian'ın kendini kaybettiği sayfalarda hem üzüldüm hem de çok sinirlendim. Şöyle Adrianı tutup silkeleyesim geldi birkaç kez. Gerçi yavrum hep ruh kullanımı yüzünden böyle ama yine de o kısımlarda sinirlenmemek elde değildi. Neyseki çok büyük bir felakete yol açmadan toparladı da günü kurtardı.

Öyle işte, inandırıcılığı yok eden birkaç nokta yüzünden Gümüş Gölgeler'e 5 üzerinden 4 veriyorum. Ateşli Kalbe kadar okumuşsanız seriye mutlaka devam edin. 
Bol okumalar, keyifli günler! ^____^

6 yorum:

  1. Okuyamıyorum ve acı çekiyorum yaa :D Bir an önce seriye başlayıp senin de yorumlarını okumak istiyorum. :') Bu arada iade-i mim yaptığımı da belirtmek isterim ^.^ http://okuyanmuggle.blogspot.com.tr/2016/07/mim-hayatmn-hikayesi.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. seri toplamda 20 günümü falan aldı benim. senin eminim çok daha kısa sürede biter. o çıksın aradan :D sonra da gel dedikodusunu yapalım tabi :D
      ayy çok sağol mim için :> yine zorlu bir mime benziyor :D

      Sil
  2. Herşeyden konuşmalı blogunun etkinliğinden geliyorum... bu güzel blogu hemen takibe aldım. bende beklerim. sevgiler....
    www.kelepirkitapci.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz ^_____^
      Takipçinizim ben de zaten sizim :>

      Sil
  3. Pazar 6'lısı temaları gelmeyecek mi tatliş? Bu arada aşağı inerken yukarıdan spoiler yedim -_-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben müsait olmadığım için bu hafta temalar Şuleden gelicek :)))
      Ayy ne diyim geçmiş olsun üzgünüm Gözde:(((

      Sil