18 Ağustos 2018 Cumartesi

Mim: Çocukluk Anım

M E R H A B A L A R
Son zamanlarda blog aleminde dönen mimlerden biri de Çocukluk Anım mimi. Hep birlikte çocukluğumuza iniyoruz ve o yaşadığımız travmanın nedenini buluyo-- yok yok o kadar derin sulara inmeyip çocukluk anılarımızı paylaşıyoruz sadece. Mimi Girift blogundan Fatmanur başlatmış, çok da iyi etmiş. Mimlenmedim fakat Applesodaa'nın mim yazısını okurken aklıma bir anım gelince katılmadan da edemedim. Mimlerin davetsiz misafiri sıfatımı korumaya devam ediyorum böylelikle :D

Küçük Eslem cevap veriyor: oyun oynamak!
Efenim,şimdilerde ihtiyaç halinde tek ayak üstünde 40 yalan söyleyebilsem de bu sonradan edindiğim hayatta kalma becerilerinden biri. Küçük Eslem yalan söylemeyi düşünemeyecek kadar sevimli bir çocuktu. Ayrıca da yemek yeme konusunda da oldukça mızmızdı. Sanırım 6-7 yaşlarındayım ve o sıralar annem her gün yemeğimi yanıma verirdi öğle arası yemem için ama sorarım size öğle araları yemek yemek için midir? Don ateş, yerden yüksek, körebe oynamak varken yemek yemek kimin aklına gelir ki? Benim gelmiyordu ve işin garibi hiç acıktığımı da hissetmiyordum. Tabii anca eve dönüş yolunda çantamda beni bekleyen tostum aklıma geliyordu ve bazen serviste dönüş yolunda yiyordum bazense yiyemeyip annemden azar işitiyordum aç gezdiğim için. 

Bir gün yine yemeyi unuttum ve tam apartmandan içeri gireceğim sırada aklıma geldi yine yemediğim ve başladım kapının önünde yemeye ama bitmiyor bir türlü tost ve bitiremedikçe de ağlamaya başladım korkudan :D Ne kadar safmışım ya atıversene bir yere çaktırmadan dimi? :D Neyse işte ben bir yandan ağlayıp bir yandan yerken rahmetli dedem geldi. Niye ağladığımı sorunca anlatmıştım tabi her şeyi. Halime acımış olacak ki anneme, "sakın kızma kızıma" diye tembihlemişti :D 


Tabii hep böyle masum değildi çocukluğum. Birinci sınıftayken bir gün eve dönüşte serviste oturuyoruz, yanımda da sınıf arkadaşım var ve çocuğa dönüp dedim ki "bana bir vursana" jdfsgkjkljkfjsdfhjghjh ee mazoşist olunmaz doğulur sonuçta. Neyse devamında ben de sana vurucam sonra diye ekledim mi eklemedim mi hatırlamıyorum ama biraz mırın kırın ettikten sonra ikna oldu ve vurdu. Acıdı mı onu da hatırlamıyorum, vurduktan sonra hatırladığım tek şey benim çocuğun suratına bir güzel yumruk atıp burnunu kanattığım :D Niye böyle bir canilik yapmışım inanın ki hiç bilmiyorum. O an çok yumruk atasım gelmiş demek ki :D Bir de tam çocuk inecekken yapmıştım bunu ve annesini balkonda görünce eğilmiştim hemen beni görmesin diye ahahah. 

İşte böyle dostlarım, hem bu kadar masum hem de bu kadar vahşi olmayı nasıl becermişim merak konusu :D 

Mimleme konusunda bu sefer farklı bir şey deneyeceğim, en sevdiği renk mavi olanlar mimlendi!! Çocukluğa inme sırası sizde, buyrun :D

16 Ağustos 2018 Perşembe

Kitap Yorumu: Nefret Oyunu-Sally Thorne (The Hating Game)

nefret oyunu sally thorne lucy joshua yabancı yayınları

Sayfa Sayısı: 384
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Türü: Romantik, Yetişkin

Ufak bir itirafla başlamak istiyorum: klişeleri severim. Hikaye mantık kuralları çerçevesinde işlendiği sürece (işin içine romantizm girince mantığın biraz kenara çekilmesini kabullenebilirim) ve üslubu da güzelse klişeleri içeren kitapları okumayı, dizileri izlemeyi seviyorum. Nefret Oyunu da sağ olsun en sevdiğim klişenin neden en büyük aşklar nefretle başlar olduğunu bir kez daha hatırladım.

Nefretten doğan aşkları seviyorum çünkü:
1- Laf dalaşını seviyorum. Hele de karakterler laf cambazı, zeki kişilerse.
2- Flört kısmı uzun oluyor. Bayağı uzuuuuuuuun. Bu süre zarfında karakterlerin sözde didişmeleri, yapılan ufak ama anlamlı jestler, birbirlerinden hoşlandıklarını bir türlü fark edemeyişleri, karakterler arasındaki ısınan hava vs. bunlar hep artı puan, gözümden kalpler çıkarak okumama neden olan şeyler.
3- İtiraflar. Sonlara yaklaştıkça dökülen itiraflara zaafım var. Çat diye "Seni seviyorum." diyince bir anlamı olmuyor ama o iki kelimeye giden o süreç uzun ve zorluysa itiraf gelince tadından yenmiyor.
nefret oyunu sally thorne lucy joshua yabancı yayınları


Nefret Oyunu da bu 3 maddeye sadık kalınarak yazılmış sanki. Karakterlerimiz Josh ve Lucy yayıncılık sektöründe çalışan, aynı ofisi paylaşan iki iş arkadaşı. Ama şöyle bir şey var ki birbirlerinden ölesiye nefret ediyorlar. Lucy'nin bilgisayar şifresi JOSHUADANSONSUZADEKNFRTEDYRM@ idi mesela. Gerçi bu sonsuza dek kısmı biraz tartışılır olmuş ama neyse biz kaldığımız yerden devam edelim :p İkisi arasında geçen her şey bir güç yarışı sanki. Mesela anlatıcımız olan Lucy'nin Bakışma Oyunu diye adlandırdığı bir oyun var. Kimin gözünü önce kaçıracağıyla ilgili. Birbirlerini sinirlendirecek hiçbir fırsatı geri çevirmiyorlar anlayacağınız. İkisi arasındaki atışmalar çok eğlenceliydi, kahramanlar zeki olunca diyaloglar da bundan payını alıyor tabi. Ben çok keyifle okudum, o kadar ki okurken sabahlamışım. En son şarjım bitti de uyudum :D

İkilinin nefret ayağına birbirlerinin her şeyini neredeyse bilmeleri de bayağı sevimliydi. Joshua bayağı düzenli bir tip olduğundan haftanın her günü gömleklerini belirli sırada giyiyordu ve Lucy'nin bu sırayı ezberlemiş olması ve günleri artık Josh'ın gömlek renklerine göre belirlemesi eğlenceli bir detaydı :D

nefret oyunu sally thorne lucy joshua yabancı yayınları
Çoğu romantik kitapta olan yanlış anlaşılmalar sonucu yaşanan saçma ayrılıklar ya da travmalı geçmişe sahip erkekler benim gözlerimi devirmeme, kitaptan soğumama neden olur Nefret Oyunu bu konuda da farkını ortaya koyuyor ve aynı kategorideki romantik kitaplardan adımlarca öne geçiyor.

Sanırım anlamışsınızdır ama ben Nefret Oyunu'nu oldukça sevdim, okuması da hızlıydı. Tam yaz günü okunacak bir kitap. Eğer siz de eğlenceli, romantik bir kitap arıyorsanız aradığınız kitap Nefret Oyunu olabilir :))

nefret oyunu sally thorne lucy joshua yabancı yayınları
Keyifli günler!

7 Ağustos 2018 Salı

Sınıf Öğretmenliği Bölümü Hakkında

sınıf öğretmenliği üniversite tercihi

M E R H A B A L A R
Liseyi bitiren arkadaşlarımız bu aralar harıl harıl bölüm, üniversite araştırması yaparken ben de çorbada tuzum olsun istiyorum. Belki birilerine fikir verir ya da birilerini hayatlarının yanlışını yapmaktan kurtarırım, mesela Kocaeli Üniversitesini tercih etmek gibi :D Neyse KOÜ'yü kötülemeye yazının ilerisinde devam edeceğim, şimdi öncelikle sınıf öğretmenliğinden bahsetmek istiyorum.

Sınıf Öğretmenliği Okumak Ya da Okumamak


Eşit ağırlık puanıyla tercih edilebilen, 4 yıllık bir bölüm sınıf öğretmenliği. Kendi sınıfımdaki kişileri baz alarak söylüyorum, isteyerek gelen kişi sayısı çok az. 50 küsur kişilik sınıfta taş çatlasın 15 kişi falan bile isteyerek gelmiş. Geri kalanı tercih listelerine hukuk, psikoloji, pdr yazdıktan sonra sınıf öğretmenliği yazmış insanlar. Bir kere şurada anlaşalım, çocukları sevmiyorsanız ya da sırf yata yata üniversite geçmek istiyorsanız sınıf öğretmenliği y-a-z-m-a-y-ı-n. Zaten ülkede yığınla vasıfsız öğretmen varken bu yığına bir katkı da siz yapmayın. Hem kendi geleceğinizi hem de çocuklarımızın geleceğini yakmayın lütfen. 

Ama diyorsanız ki ben çocukları seviyorum, bir şeyler öğretmek de hoşuma gider o zaman sınıf öğretmenliğini yazmaktan çekinmeyin. Gideceğiniz üniversiteye göre biraz değişse de okuması hem rahat hem de zevkli. Ben 3. sınıfı bitirdim ve şu ana kadar bolca oyun oynadık, drama yaptık, flüt/melodika çaldık, bir sürü materyaller tasarladık. Hele materyal tasarlamak zaten sizin bir parçanız oluyor okuduğunuz süre boyunca çünkü birçok derste sunumları biz yapıyoruz ve bu sunumlar olabildiğince yazıdan uzak, bol materyalli oluyor. Farklı dersler için hazırladığımız materyallerin sunumları bazen aynı haftaya denk gelince biraz stresli olmuyor değil ama yine de atlatılıyor bir şekilde.

Sınıf Öğretmenliği Dersleri - Kocaeli Üniversitesi

sınıf öğretmenliği üniversite tercihi

Şimdi gördüğümüz derslere bakıyorum da birçoğu o kadar boş geçmiş ki. Tercih edeceklere fikir olsun diye hakkıyla işlediğimiz derslerin yanına yıldız koyacağım.

1. Yarıyıl
Temel Matematik 1
Genel Biyoloji
*Uygarlık Tarihi
Eğitim Bilimine Giriş
*Bilgisayar 1
Türkçe 1
*İngilizce 1
*Atatürk İlkeleri ve İnkılapları

İlk dönem geçmiş yıllarda öğrendiklerimizin genel bir tekrarıydı diyebilirim. Beni Eğitim Bilimine Giriş dersi zorlamıştı ama tamamen hocası yüzündendi. Hocamız eğitim fakültesinde bayağı ünlü bir isimdi. Derse o hocanın girdiğini öğrenen herkes 3 aylık ömrünüz kalmış gibi bakıyordu. Eğitim Bilimine Girişle ilgili hiçbir şey öğrenmedik dönem boyunca, bunun yerine Irvine Yalome'un, Carl Gustav Jung'un kitaplarını okuduk. Daha doğrusu okumaya çalıştık. Kitaplar psikolojiyle ilgili hiçbir şey bilmeyen benim için çok yorucuydu. Ama en azından bir kulak doygunluğu oluşturdu, inkar edemem. EBG yarı olduğum konu olduğu için asıl amacımızdan saptım şu an, kusura bakmayın.

Bizim zamanımızda genel biyoloji, genel kimya ve genel fizik derslerini ayrı ayrı veriliyordu ama bu değişmiş şimdi. Üçünü bir arada veriyorlarmış. TM çıkışlıların başı bayağı beladaydı bu üç dersle ve iyi olmuş tek bir derste toplamaları. 

2. Yarıyıl
Türk Tarihi ve Kültürü
Temel Matematik 2
*Genel Kimya
Genel Coğrafya
*Eğitim Psikolojisi
*Bilgisayar 2
Türkçe 2
*İngilizce 2
*Atatürk İlkeleri ve İnkılapları 2

Yine tekrara devam ediliyor ve bir yandan da Eğitim Psikolojisi ile okul hayatınızın devamında sık sık duyacağınız Maslov, Piaget gibi isimlerle tanışıyorsunuz. Genel coğrafya dersinde de ilk sunumumu yapmıştım ama o kadar kötüydü ki anlatamam. Zaten sunuma ne ara başladım ne ara bitti hatırlayamıyorum, koca bir karanlık orası hafızamda. Her şeyi aşırı hızlı okuduğumu (evet, o zamanlar sunum yapmayı slaytı okumak sanıyorduk) ve sesimin titrediğini hatırlıyorum sadece. 

3. Yarıyıl
Genel Fizik
Türk Dili I(Ses ve Yapı Bilgisi)
*Müzik
*Fen ve Teknoloji Laboratuvar Uygulamaları I
Çevre Eğitimi
Eğitim Felsefesi
Eğitim Sosyolojisi
Beden Eğitimi ve Spor Kültürü
*Öğretim İlke ve Yöntemleri
*İngilizce 3

Bu dönemde müzik dersinde flüt çaldıııık. Bence son derece eğlenceliydi :D Nota okuma ve bazı teknik bilgiler de öğrendik, o kısımlar çok eğlenceli olmasa da flüt çalması zevkliydi. Sınav dönemi her yerden flüt çalma sesleri geliyordu :D Lab dersleri yine eğlenceli ama her hafta rapor yazması gerçekten yorucuydu. Her hafta her hafta 10 küsur sayfa rapor yazmak insanı bir yerden sonra delirtiyordu. Ama bu derste de bir güzellik yapmışlar, bizden hem deney konusuyla ilgili teknik bilgi hem de yorum istiyorlardı. Artık sadece deneyle ilgili yorumsal kısımları istiyorlarmış. Eğitim Felsefesi ve Eğitim Sosyolojisi derslerinde o kadar bir şey yapmadık ki şu an derslerle ilgili diyecek tek bir şeyim bile yok. İki derse de aynı hoca giriyordu ve tek yaptığı tahtaya birkaç şey yazıp sınavda da aynısını sormaktı. Dersi yüksek notlarla geçtik mi geçtik ama bir şey öğrendik mi? Kesinlikle hayır. Beden eğitimi dersi de hayal kırıklığı oldu çünkü bizim ders saatimizde salon boş olmadığı için salonu kullanamadık; voleybol, basketbol, spor nedir vs. gibi teknik şeyler öğrendik.  

sınıf öğretmenliği üniversite tercihi


4. Yarıyıl
Türk Dili II: (Cümle ve Metin Bilgisi)
Çocuk Edebiyatı
Sanat Eğitimi
Türkiye Coğrafyası ve Jeopolitiği
*Fen ve Teknoloji Laboratuvar Uygulamaları II
*Müzik Öğretimi
Güzel Yazı Teknikleri
*Beden Eğitimi ve Oyun Öğretimi
*Öğretim Teknolojisi ve Materyal Tasarımı
*Bilimsel Araştırma Yöntemleri
*İngilizce 4

Şimdi size trajikomik bir hikaye anlatıcam yaklaşın. Çocuk edebiyatına giren hoca Kibritçi Kız hikayesini bilmiyordu. Çünkü çocuk edebiyatı hocası değil. Çünkü fakültede derse girebilecek hoca yok. Yok. YOK YOK. Resmen hoca kıtlığı çekiyoruz eğitim fakültesinde. Çocuk edebiyatına, güzel yazı tekniklerine ve Türk diline aynı hoca giriyordu ve insan bir dersi de doğru düzgün işleyemez mi ya? İşleyemiyordu.  Güzel yazı teknikleri dersinde dediği şey, "Bu benim alanım değil, bu saatten sonra da öğrenemem, internette var, ordan bakıp gelin her hafta 5 yazı tipi istiyorum." idi. Gerçekten komik değil mi ya jfdlgkjlkj Ya madem ben internetten öğreneceğim her şeyi senin ne vasfın kalıyor, neden üniversiteye geliyorum????? AY SİNİRLENDİM YİNE HATIRLAYINCA. KOÜ Eğitim Fakültesine gelmeyin ya, asla ama asla bu hataya düşmeyin.

5. Yarıyıl
İlkokuma ve Yazma Öğretimi
Matematik Öğretimi 1
*Fen ve Teknoloji Öğretimi 1
*Hayat Bilgisi Öğretimi
Ölçme ve Değerlendirme
*Sınıf Yönetimi
Topluma Hizmet Uygulamaları

Bir sınıf öğretmeninden beklenen en temel şey nedir? Okuma yazmayı öğretebilmesidir değil mi? Bunu da en verimli bir şekilde yapması için İlkokuma ve Yazma Öğretimi dersini hakkıyla öğrenmesi gerekir. Tahmin edin bu derse kim girdi? Çocuk edebiyatına girip de Kibritçi Kız'ı bilmeyen hoca :)(: Bu ders de onun alanı değildi tabii. Dönemin yarısına kadar imza atıp döndüğümüz bir dersti. Yarısında çok şükür hocamız yurtdışına çıktı ve bizi de kendisinden kurtardı. Keşke daha önce bu kararı alsaydı ama işte zararın neresinden dönülürse kardır diye düşünüyoruz artık. Yarı dönemden sonra başka bir hoca girmeye başladı, o da o alanın hocası olmamasına rağmen elinden geldiğince yardımcı oldu. Eksiklerimiz çok olduğu için Karadeniz Teknikten Tolga Erdoğan hocayı bir günlük seminer yapması için davet etti ve gerçekten bir gün de olsa faydası çok oldu. O seminer sonrası Karadeniz Teknike geçmeyi bayağı düşündüm :D Tolga hocayı instagramda da takip ediyorum, size de bir bakmanızı öneririm. KTÜ'deki sınıf öğretmenliği bayağı aktif, kulüpleri falan da var. Şimdiki aklım olsa KTÜ'yü yazmayı düşünürdüm.

6.Yarıyıl
*Türkçe Öğretimi
Matematik Öğretimi 2
*Fen ve Teknoloji Öğretimi 2
*Sosyal Bilgiler Öğretimi
Erken Çocukluk Eğitimi
Okul Deneyimi
*Drama

Geldik benim en çok zorlandığım ve en düşük not ortalaması yaptığım seneye :D Okul deneyimi dersi kapsamında haftada bir kez ilkokullara gidip 4 saat gözlem yaptık derslerde. Üniversitede öğretilen teorik bilgiyle uygulamanın birbirini tutmadığına şahitlik ettik :D Çocuklar hem çok tatlı hem de çok zor yaratıklar. Okul deneyimi dersinden sonra korkmaya başlamadım desem yalan olur :D

Drama dersi aşırı keyifliydi. Yaratıcı drama çalışmaları yaptık ve 3 yıldır üniversitede gördüğümüz en faydalı derslerden biri oldu. Hatta yaratıcı drama üzerine yüksek lisans mı yapsam gibi düşüncelere kapıldım. 

7. Yarıyıl
Görsel Sanatlar Öğretimi
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretimi
Trafik ve İlkyardım
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı
Öğretmenlik Uygulaması 1
Yabancı Dil Öğretimi 1
Rehberlik
Etkili İletişim
Seçmeli I (Diksiyon)
Seçmeli I (Barış Eğitimi)

Henüz bu dersleri ben de görmediğim için diyecek bir şeyim yok.

8. Yarıyıl
Birleştirilmiş Sınıflarda Öğretim
Öğretmenlik Uygulaması 2
İlköğretimde Karşılaştırma
Yabancı Dil Öğretimi 2
Özel Eğitim
Türk Eğitim Tarihi
Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi
Seçmeli II (Karşılaştırmalı Eğitim)
Seçmeli II (Sosyal Beceri Eğitimi)

Henüz bu dersleri ben de görmediğim için diyecek bir şeyim yok.

sınıf öğretmenliği üniversite tercihi

Sınıf Öğretmenliği İş İmkanları

En merak edilen şeylerden biri de okulu bitirdikten sonra iş bulabilme imkanı. Benim tercih yaptığım dönem en çok atanan öğretmenliklerden biriydi sınıf öğretmenliği. Türkçe öğretmenliğiyle falan karşılaştırırsak sınıf öğretmeninin atanma imkanı daha çok. Edebiyat okuyup da bizim fakültede formasyon almaya gelen çok kişi var. O kadar para verip formasyon bittikten sonra bir de atama bekleme dertleri oluyor çünkü yok denecek kadar az atanıyorlar.

Şöyle bir dezavantajı var sınıf öğretmenliğinin, dersanelerde iş bulma imkanları matematik, coğrafya, türkçe gibi öğretmenliklere göre daha az. Ama artık 1. sınıflar bile etüt merkezlerine gidiyor ve buralarda sınıf öğretmenlerine ihtiyaç oluyor. Mesela ben geçen dönem bir etüt merkezinde  öğrenci olduğum halde çalışmıştım.

Bir de sayıları çok olmasa da evlere özel ders vermeye giden sınıf öğretmenleri de var.

Son Birkaç Şey Daha


  • Yazın 3 ay tatil yapmıyoruz arkadaşlar maalesef. Okullar kapandıktan sonra öğretmenlerin alması gereken eğitimler oluyor ve geriye 2 ay kadar bir süre kalıyor. 
  • Eş durumundan tayin isteme artık yok, o doğu görevi tıpış tıpış yapılacak :D
  • Tercih edeceğiniz üniversitenin ÇAP, yandal gibi imkanları olup olmadığına mutlaka bakın. Mezun olduğunuzda iki diploma alabilecekken tek diplomayla yetinmeyin. KOÜ'de mesela bizim fakültenin ÇAP, yandal programları yok maalesef. 

Aklıma gelenler bunlar benim. Eğer merak ettiğiniz şeyler varsa yorum olarak yazabilirsiniz ya da mail atabilirsiniz. Umarım yardımcı olabilmişimdir. Tercih dönemindeki tüm arkadaşlar için hayırlısını diliyorum, umarım hepiniz seveceğiniz bölümlere yerleşirsiniz :)))

sınıf öğretmenliği üniversite tercihi


27 Temmuz 2018 Cuma

Limonata Tadında Film Maratonu

limonata tadında film maratonu periodiclibrary
M E R H A B A L A R
Daha yazın başında Engineering Vibes blogunun yazarı Yasemin ile The Saglams blogunun yazarı Büşra bir maraton düzenlemişti, film izleme maratonu. Maraton fikri ne kadar hoşuma gitse de film izleme alışkanlığımın yetersizliğinden dolayı ilk önce maratonu dışarıdan izlemeye karar vermiş ama sonra birbirinden güzel film listelerini gördükçe "Ben de varım!" diyip katılmıştım. 

Katıldım, katıldım ama listemin tamamını bir türlü paylaşamadım burada. Instagramda ufak bir kısmını paylaşmıştım (Tam burada) ve şimdi de tamamını paylaşmaya geldim.

Listeye geçmeden önce maratonla ilgili daha detaylı bilgi almak isteyenler Yaseminin (tık tık) ve Büşranın (tık tık) yazılarına bakabilir. Heh şimdi listeme geçiş yapabiliriz.



Şimdilik sadece üç tane film izleyebildim: Wonder, The Autopsy of Jane Doe ve Personal Shopper. Yakın zamanda üçünün de yorumlarını tek bir yazıda paylaşmak istiyorum ama bana belli olmaz tabi, belki de hiç paylaşamam :D

Öyle işte, 9 haziran-9 eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan bu maratona siz de katılmak istemez misiniz? 
Ayrıca maraton listemde daha önce izlediğiniz ve bunu hemen izle dediğiniz filmler varsa benimle paylaşmanızı çok isterim.
Keyifli günler!

15 Temmuz 2018 Pazar

Mim: 2018 Dünya Kupası



Merhabalar Periodic Library sakinleri, nasılsınız? İyisinizdir umarım çünkü yeni bir mimle karşınızdayım :)

Gündemi çok takip eden biri değilimdir ama spor veya benzeri bir etkinlik olunca dikkatimi çekiyor ve hemen ben bunu kitaplara uyarlayabilir miyim diye düşünmeye başlıyorum. Hatırlarsanız geçen sefer de Kış Olimpiyatlarının kitaplı bir versiyonunu yazmıştık (Hatırlamayanlar buradan ulaşabilirler.). Hazır Dünya Kupası herkesi etkisine almışken (gerçi bugün itibariyle bitti ama) dedim acaba bunu mime dönüştürebilir miyim ve ta-da!

Mime geçmeden önce futbol ve Dünya Kupasıyla ile ilgili bilgimin hiçe yakın olduğunu göz önünde bulundurunuz lütfen. Olan az buçuk bilgimi de mimi oluştururken yok saydım Dünya Kupasındaki grupları ve gruplardaki takım sayılarını kendime göre azalttım.

Şimdi gelelim Dünya Kupası mimine.
1. 2018 yılında okuduğunuz 12 kitabı rastgele seçiyorsunuz.
2. Bu 12 kitabı 4'lü gruplara ayırıyorsunuz.
3. Her grubun kazananını belirliyorsunuz.
4. Kazananları da kendi aralarında kapıştırıp kupanın sahibini buluyorsunuz :D
5. Son olarak mimin kaynağından, sizi mimleyen blog arkadaşınızdan bahsedip mimin daha çok kişiye ulaşmasını sağlamak için de en az 2 kişiyi mimlerseniz sevinirim :)

Bu fan yapımı ama müthiş olmamış mı? :D Power spor etkinliklerine çok güzel yakışıyor ya. Önce Kış Olimpiyatlarında sahnelendi şimdi de Dünya Kupasında çaldı. Ne diyebilirim ki insanlar biliyor işlerini :D Neyse efenim biz kendi kupamıza dönelim :D

İşte benim 2018 Dünya Kupası katılımcılarım:

A Grubu
Kayıp Kedi-Carolina Paul | Beni Asla Bırakma-Kazuo IshiguroEyvah Kitap-Mine Soysal

Zor bir başlangıç oldu. Üçü de yıl içinde severek okuduğum kitaplar. Ama bir tanesi var ki... Yazım tarzıyla, karakterleriyle, yaşattığı dramla diğerlerinden bir adım öne çıkıyor ve yarı finale adını yazdırıyor: Beni Asla Bırakma. Okumadıysanız kesinlikle ve kesinlikle öneriyorum.

B Grubu
Program-Suzanne Young | Cennet Gibi-Julia Quinn | Horrorstör-Grady Hendrix

İşte bu kolay bir seçim oldu. Program, diğer genç-yetişkin kitaplarından pek de farklı değildi bence ve Cennet Gibi de beklentimi pek karşılamayan tarihi romantik bir kitaptı. Hal böyle olunca B Grubumuzun kazananı Horrorstör oluyor :)

C Grubu
Uzak Yıldızlar-Marissa Meyer | Vathek-William Beckford | Kazananın Suçu-Marie Rutkoski

Öncelikle Vathek'i diskalifiye etmek istiyorum. İnce bir kitap olmasına rağmen okuması çok uzun sürmüştü ve o dönemde arka arkaya sevmediğim kitaplar okuduğum için Vathek hakkında bayağı olumsuz hisler besliyorum :D Uzak Yıldızlar ve Kazananın Suçu arasında seçim yapmak gerekirse de Uzak Yıldızlar derim kesinlikle çünkü en sevdiğim genç-yetişkin serilerinden biri olan Ay Günlüğü serisinin ek kitabı kendisi. Yanlış hatırlamıyorsam 9 adet hikayeden oluşuyor kitap. Finalden sonra olanlarla ilgili hikayeler de var, ilk kitaptan önce yaşanan şeylerle ilgili hikayeler de. Her hikaye yüzümde bir gülümseme oluşmasına neden olmuştu :)) O yüzden bir diğer yari finalistimiz Uzak Yıldızlar :)

Bu arada 2018 Dünya Kupasının sahibi Hırvatistanı 4-2 mağlup ederek Fransa olmuş. Not alın KPSS'de çıkar :p 

D Grubu
Sıfırlananlar-Amy Tintera | Rüya Kapanı-Amy Plum | Lanetli Çocuk-John Tiffany

Lanetçi Çocuk'u eliyorum. Nedenlerini yorumumda belirtmiştim o yüzden tekrar yazmayacağım (Yorum için tık.). Sıfırlananlar'ı da sevmiştim, konu itibariyle orijinal bir kitaptı ama Rüya Kapanı kadar değil :) Rüya Kapanı yorumuma da buradan ulaşabilirsiniz.

YARI FİNAL ZAMANI
Beni Asla Bırakma-Kazuo Ishiguro | Horrorstör-Grady Hendrix

Horrorstör aslında mantık olarak çok orijinal. Yani mesela daha önce Ikea katologu şeklinde bir kitap gördünüz mü? Ben hayır. Ayrıca olay bir tek dış görünüşünün katalog gibi gözükmesi de değil. Kitabın kendi de Ikea benzeri bir alışveriş merkezinde geçen bir gerilim hikayesini anlatıyor ve sizi temin ederim gece okursanız bir güzel de geriyor :D AMA. AMA. AMA. Beni Asla Bırakma ile kurduğum duygusal bağ tüm bu saydıklarımı geri plana atmama neden oluyor. Kitap boyunca çok sinirlendim, çok üzüldüm ve bir mazoşist olarak daha ne isteyebilirim ki? :P Şaka bir yana duygusal olarak etkilediği için seçimimi Beni Asla Bırakma'dan yana kullanıyorum.

Uzak Yıldızlar-Marissa Meyer | Rüya Kapanı-Amy Plum

Şu an ciddi anlamda büyük ikilemdeyim. İkisini de seviyorum:( Siz neden karşı karşıya geldiniz ki hof. Şu an birini diğerine üstün kılacak bir neden bulamıyorum. *yazar burada derin düşüncelere dalar* Sanırım Rüya Kapanı'nı seçeceğim. Ay Günlükleri serisinden başka bir kitap olsaydı Rüya Kapanını seçmezdim (galiba) ama Uzak Yıldızlar serinin ek kitabı olduğu için onu harcayacağım:( Affet beni Uzak Yıldızlar, ayrım yapacak başka bir neden bulamadım:(

FİNAL VAKTİ


Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Buraya gelene kadar yazıya kaç kez ara verdim bir bilseniz. Seçim yapmak zor gelince kalkıp bir tur atıyorum evde sonra gelip yine yazmaya oturuyorum falan o yüzden bayağı uzun sürdü. Sırada son ve büyük kapışma var.

Beni Asla Bırakma-Kazuo Ishiguro | Rüya Kapanı-Amy Plum

Bu sefer objektif bir seçim yapmak istiyorum o yüzden birkaç kriter belirledim: konu, dili, karakterler, akıcılık ve final. Her iki kitabı da bu 5 kritere göre 5 üzerinden puanlamaya çalışacağım.

 Beni Asla Bırakma: Konu(4)+Dili(5)+Karakterler(4)+Akıcılık(5)+Final(5)=23
 Rüya Kapanı: Konu(5)+Dili(3)+Karakterler(3,5)+Akıcılık(5)+Final(5)=21,5

Veee böylece Eslem'in Dünya Kupasını kazanan Beni Asla Bırakma oluyor *alkışlar, tezahüratlar* Yorucu oldu ama sonuçtan memnunum, hak eden kazandı :D 

Bayağı uzun bir yazı oldu değil mi? Bence kesinlikle öyle oldu. Görselleri hazırlama kısmı falan yordu ama pişman değilim. Bir ara hiç uğraşmayayım demiştim görsel hazırlamakla ama iyi ki vazgeçmişim sonra :D Şimdi sırada mimi pasladığım bloglar var. 

Rüya Kitaplık
Kağıttan Dünyam
Deeptone
Şule Uzundere
Okuyan Muggle
Belle'nin Kütüphanesi
Bir Pembe Sever
Gezegenin Sihri
Devrik Cümleler
Mavi Gökyüzünün Elleri

Keyifli günler! :)




12 Temmuz 2018 Perşembe

Kitap Yorumu: Kazananın Suçu-Marie Rutkoski

kazananın suçu marie rutkoski yorum


Kazananın Laneti'ni zamanında çok severek okumuşum. Okumuşum diyorum çünkü neden çok sevdiğim hakkında pek de bir fikrim yoktu ikinci kitap olan Kazananın Suçu'na başlarken. Kestrel'in ilk kitapta zeki bir karakter izlenimi bıraktığını hatırlıyorum bende ama bunu maalesef Kazananın Suçu'nda hissedemedim. Ya da şöyle diyeyim beni çok etkilemedi.

En son Herranilerle olan savaşın bitmesi için İmparatora bir teklif sunmuş ve İmparator da teklifini beğenince kabul etmişti. Teklife göre Herranilerle olan savaş bitecek, Herran Valoryaya bağlı özerk bir ülke olacaktı. Tabii bunun karşılığında İmparatorun da Kestrelden bir isteği vardı: oğluyla evlenmesi. Canım Kestrel savaş bitsin, ölümler dursun diye kabul ediyor ancak kitabın devamında kalbi ve mantığı arasında bocalayıp durdu. Tabi Kestrel'in yaptığı bu fedakarlıktan haberi olmayan Arin de bayağı perişan oldu ama bazı yerlerde oh olsun demedim değil hani. Sen kim köpeksin de Kestrel'i üzüyorsun😒

Kitaptaki Kestrel/Arin yakınlaşmaları niyeyse hiç heyecanlı gelmedi. Aradaki o gerilimi hissedemedim. Seni sevdiğim için senden ayrılmak zorundayım klişesi benim gözümde tüm romantizmi ve heyecanı öldürdüğünden olsa gerek. Bir de sonunda birlikte olacakları %90 kesinken inandırıcı olmuyor.

Romantizm yönünden zayıf olsa da Arin/Roshal bromance'ını okumak çok keyifliydi😸 Roshal'ın durup durup Arin'e geleneksel öldürme yöntemlerinden bahsettiği ve ikilinin atıştıkları yerler favorim oldu diyebilirim😸

Bir diğer sevdiğim şey de Verex oldu :')) Nasıl minnoş bir prenssin sen aman aman. Verex ve Kestrel'i bayağı yakıştırdım ama işte maalesef ikisinin da başka sevdicekeleri var...Oysa uygun şartlar altında iyi bir çift olabilirlerdi bence. Ne diyelim sağlık olsun😁


Sonu da beni pek şaşırtmadı. Hikayenin bir şekilde yön değiştirmesi gerekiyordu zaten. Bir de alıştık artık genç-yetişkin distopya kitaplarına, hep aynı taktik hep aynı taktik :D

Sonuç olarak Kazananın Suçu'na puanım 3,5/5.

Siz neler okuyorsunuz bu aralar? Kazananın Suçunu okumuş muydunuz?
Buyrun yorumlara! :)

4 Temmuz 2018 Çarşamba

3 Aylık Kalkınma Planı

M E R H A B A L A R. Ben planımı yapana kadar yazın çoktan geldiğini, hatta bir ayının bittiğini yok sayarak sizlerle bu yaz için yaptığım 3 Aylık Kalkınma Planımı paylaşmak istiyorum. Daha çok 3 aylık çöküş planı da olabilir gerçi bilemedim.

- Korece defterini temize geçirmek. 
İnsanın düzenli defteri olmayınca çalışması çok zor oluyor dostlar.

- A2'de işlenen konuları tekrar etmek.
Hatta mesela bunu yaparken Kore dizileri blogum olan Bir Bölüm Daha'da da Korece çalışma yazıları yazsam güzel olur. 

- Her gün 5 kelime ezberlemek. 
Çok az bir sayı ama ezberim hiç kuvvetli değil, o yüzden kendime çok yüklenip hayal kırıklığına uğramak istemiyorum.

- Kakaotalk indirip ana dili Korece olan biriyle pratik yapmak.
Yazıyı ilk yazarken eklemiştim bu maddeyi ama şu an silsem mi silmesem mi bilemedim. 

- Koreye gitmek :p 
Belki bir yaz ama kesinlikle bu yaz değil :D

- KPSS'ye başlamak. 
"Ama nereden başlayacağını bilemediğin için başlayamamak... Yayın önerilerinizi, önce şu dersle başla gibi önerilerinizi bekliyorum:(" diye yazmışım bu yazıyı ilk hazırladığımda ama şu an kitaplarımı aldım, ufak da olsa bir çalışma planı yaptım. O plana uymayı istiyorum.

- Seramikten yüzüklük yapmak.
 Fikir kaynağı A Little Bit. Kendisi bayağı yetenekli. Kumaşlara yaptığı çizimlere bayılıyorum özellikle. 

- 9 30 adet film izlemek.
Bu sayı ilk 9'du ancak sonra Büşranın ve Engineering Vibes'ın düzenlediği Limonata Tadında Film Maratonu sayesinde 30'a çıktı. Listedeki en zorlayıcı görevlerden biri kesinlikle benim için :D 2 tane izledim bile, kaldı 28!

- 15 adet kitap okumak.

-Sevdiğim şeyleri tekrar izlemek. 
Mesela Age of Youth, Haikyuu, Harry Potter. Çünkü bunların %100 mutlu edeceklerine eminim.

-Sevdiğim şeyleri tekrar okumak. 
H A R R Y  P O T T E R. 

-Örgü ipten yuvarlak çanta yap.
Örgü örmeyi öğrendim sayılır. Tarifteki sayılara uymadığım için ilk denemem biraz komik oldu ama en azından temeli kaptığım için mutluyum. Şimdi sırada istediğim renkte ipi almak ve bu sefer tarife birebir bağlı kalarak örmek var.

-Fesleğen yetiştirmek. 
Bir bitki yetiştirmek istiyordum ama bunun fesleğen olacağı hiç aklıma gelmemişti. Dün çok sevdiğim bir arkadaşım fesleğen yetiştirme kiti hediye etti ve ben de ektim hemen bugün. Masamın da baş köşesine koydum. Filiz verdiklerini görmek için meraktan ölüyorum :D Maybe fesleğen will be our forever Betül, tekrardan çok teşekkür ederim<33

-Kartpostal göndermek.
Aklımda 2 kişi var göndereceğim. Bayağı uzun zamandır aklımdalar hatta ama işte okul zamanı bir sürü bahaneyle erteledim hep. Özenle hazırlayıp göndermek istiyorum bu yaz.

Sanırım bu kadar. Bu yaz ana uğraşım KPSS olacak ama araya yaparken beni mutlu edecek şeyler de eklemek istiyorum. Çünkü okul maratonu başlayınca elimden geldiğince blogdan, sosyal medyadan, dizilerden kendimi soyutlamaya çalışacağım. YGS/LYS'ye çalışırken bunu beceremedim, şu anda yüzüne bile bakmadığım şeyleri asıl ilgi odağıma koydum ve pişmanlığını üniversitede yaşadım. Bu tekrar yaşanmazsa sevinirim :D 

Öyle işte. Peki sizin yaz için planlarınız neler? Nerelere gitmeyi düşünüyorsunuz? Ya da neler yapacaksınız? Buyrun yorumlara! :))


11 Haziran 2018 Pazartesi

Bahar Okuma Şenliği 2018: Sonuç

bahar okuma şenliği 2018 sonuç periodic library


1.Kategori (10 puan): İsminde BAHAR mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların Bahar'da geçtiği bir kitap.
Ateşle Oynayan Kız-Stieg Larsson (Kitap ocak ve nisan sonu arasını kapsadığı için bana uygun geldi.) | Pegasus | 672

4.Kategori (10 puan): Kitabın isminde bir HAYVAN adı geçen bir kitap.
Kayıp Kedi-Caroline Paul | Aylak Kitap | 176

5.Kategori (10 puan): BEYAZPERDE ye aktarılmış bir kitap filmi de izlenecek.
Beni Asla Bırakma-Kazuo Ishiguro | YKY | 272

6.Kategori (10 puan): En Az İKİ yazar tarafından yazılmış bir kitap.

7.Kategori (10 puan): Kitabın isminde -LER- LAR  eki almış bir kelime geçen bir kitap.
Gölgeler Kraliçesi-Sarah J. Maas | DEX | 632

9.Kategori (10 puan): Adında Çocuk kelimesi geçen veya ÇOCUK'lara dair bir kitap.
Haklar ve Ödevler-Brigitte Labbe, Pierre-François Dupont-Beurier | Günışığı Kitaplığı | 40

16.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Şimdiye kadar HİÇ kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap.  [Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı]
-Türk Kadın: Eyvah! Kitap-Mine Soysal | Günışığı Kitaplığı | 127
-Yabancı Kadın: Program-Suzanne Young | Pegasus | 400
-Türk Erkek: Yazmak Eylemi-Ferit Edgü | Sel Yayıncılık | 137
-Yabancı Erkek: Horrorstör-Grady Hendrix | Zodyak Kitap | 248



Sonuç
10 kitap= 100 puan
3063 sayfa= 30 puan
16. kategori tamamlandığı için fazladan= 40 puan
+                                                                                                                           _______________________________________________________________
   170 puan

Yine yerlerde sürünen bir sonuç olsa da böyle bir sonuçla karşılaşacağımın farkındaydım. Okuma konusunda bayağıdır dipte sayılırım. Goodreads de sağ olsun yıllık hedefimin 8 kitap gerisinde olduğumu gözüme gözüme sokuyor :D En azından şenlik boyunca farklı türlerde kitaplar okuduğum için memnunum. Yaz şenliğine şimdilik katılmayı düşünmüyorum. Halihazırda katıldığım diğer okuma maratonlarına ağırlık vereceğim. 

Keyifli okumalar!

4 Haziran 2018 Pazartesi

Mim: Kitaplar Kalbimden Vurur


M E R H A B A L A R

Sevgili Deep sayesinde haberdar olduğum bir mimle karşınızdayım. (Deep de olmasa mimler bana hiç ulaşmayacak, teşekkürler Deep :P Şaka bir yana mim yapmada çok yavaşım, kendim de farkındayım. Hala Reklamlar mimi bekliyor, neden bilmem. Affet Belle, yapacağım bir gün :D ) Mim kitaplarla ilgili 7 adet sorudan oluşuyor, bize de cevaplamak düşüyor.

1. Okumayı size sevdiren ne oldu?
İlkokuldaki sınıf öğretmenim. Bugün düzenli olarak kitap okuyorsam onun eseridir diyebiliriz. Sınıf kitaplığımız ilgi çekici bir sürü kitapla dolu olması, öğretmenimizin sürekli kitap okuması ve bizi de okumaya teşvik etmesi bendeki okuma alışkanlığının temelini oluşturdu. Seviliyorsun Nafiye öğretmenim<3

2. Hiç bir kitabı sayfalarını çevirerek biriyle okudunuz mu?
Hatırladığım kadarıyla hayır:(  

3. Yolculuğa giderken yanınıza kaç kitap alırsınız?
Yolculuktan yolculuğa değişiyor. Çantamda her zaman bir kitap mutlaka bulunur ama uzun süreli bir seyahat ise en az 3 kitap alırım yanıma. Çantaya tepme derdi olmasa daha fazlasını da almak isterim, neyse ki e-kitaplar var da basılı kitaplar bitince imdada koşuyorlar. 

4. Asla okumam dediğiniz kategori nedir?
Siyasetle ilgili kitaplar. Hani asla demeyelim de pek bana hitap etmiyor şu anlık. 

5. Kitapları renklerine göre mi, alfabeye göre mi sıralarsınız?
Öncelikle boyutlarına göre sıralarım. Sonrasında serilere ve renklere göre düzenlerim. Gerçi şu sıralar yer sıkıntısı çektiğim için nasıl sığıyorsa o şekilde sıralıyorum kitapları :D

6. Okurken size eşlik edecek bir hayvan ister miydiniz?
Bir kedi fena olmazdı sanırım :))

7. Bookstagram olarak kendi stilinizi oluşturduğunuzu düşünüyor musunuz?
Şu anki düzenimi ve kullandığım efekti düşünürsek evet, bence biraz kendime ait stil oluşturmuş gibiyim. Elimden geldiğince sade, ferah ve krem-turuncu-pembe tonlarında takılmaya çalışıyorum ama siz söyleyin asıl kendime özgü bir stil geliştirebilmiş miyim? :D Bilmeyenler için instagram adresim @periodiclibrary.

Böyle işte, ben keyifle cevapladım ve keyifle cevaplayacaklarına inandığım Şule Uzundere'yi, Rüya Kitaplık'ı, Okuyan Muggle'ı, Kağıttan Dünyam'ı, Feri Peri'yi, Pastelden'i, Bir Pembe Sever'i, Gezegen'in Sihri'ni, Öneri Makinesi'ni, Bellenin Kütüphanesi'ni ve Ezgissimo'yu mimliyorum :))
Keyifli günler!

22 Mayıs 2018 Salı

10. Kocaeli Kitap Fuarı Alışverişim

M E R H A B A L A R
Bir kitap fuarını daha geride bıraktık. 5 mayıs-13 mayıs tarihleri arasında gerçekleşen fuar Kocaelinin 10. kitap fuarıydı. 10. yıla özel bir şeyler beklemiştim ama sadece beklediğimle kaldığım bir fuar oldu :'D

Klasik indirim yoktu muhabbetine pek girmeyeceğim çünkü bence alıştık artık zaten bu duruma. Kitap fiyatlarının internettekinden pahalı olması bir şaşkınlık vermiyor. Sadece iki yayınevini bu durumdan ayrı tutmak istiyorum: Dedalus ve Sel. Gördüğüm kadarıyla internettekinden daha uygundu kitaplar.

Her neyse, bu fuarda sadece sahaflarla ilgilendim. Dikkatli baktığınız sürece birçok kitabı gayet temiz bir şekilde bulabiliyorsunuz sahaflarda. Ama şöyle bir sorun var ki bir süre sonra bakmaktan başınız dönüyor.  En azından bana öyle. Bir de yer yön duygum sıfır olunca bir ara sanki sürekli aynı yerde dolanıyormuşum gibi hissetmeye başlayınca daraldım ve koşa koşa kendimi dışarı attım :D 

Sahaflarda başıma gelen saçma bir olayı anlatmak istiyorum. Öyle kitaplara bakınırken Philip K. Dick'in Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? kitabına denk geldim. Biraz merak da ediyordum, hazır karşıma çıkmışken alayım dedim. Arkasında etiket fiyatı 19.5 yazıyordu. İlgili kişiye ne kadar olduğunu sorunca 20 lira dedi. Ben bir kaldım böyle. Şaka yapıyor zannettim jfdlgjkj Adama ciddi ciddi "Gerçekten mi?" diye sordum çünkü sen    s a h a f s ı n   kardeşim, nasıl etiket fiyatından fazla satabilirsin? Hani internette bile 11 liraya satılıyor kitap. Adamın verdiği cevap aynen şöyle: " O kitap öyle." JGHKŞJHKŞFJHKJŞFJK SADECE GÜLÜYORUM. Hayır yani söylesene nedir bu kitabı özel kılan? 1. basım da değildi büyük ihtimalle çünkü öyle olanları özel paketliyorlar. Neyse usul usul kitabı yerine koyup (belki biraz göz devirmiş olabilirim ama hak etti) devam ettik gezmeye biz ama hala merak ediyorum derdi neydi?

Evveet şimdi gelelim yaptığım küçük sahaf çıkartmasının ganimetlerine. 

Allahım hepsi benim bebeklerim. Hiç ummadığım aralarda karşıma çıktılar hepsi. Çocuk kitapları, Hırsıza Her Gün Bayram ve Organik Bozukluk hariç hepsi okuma listemde olan kitaplardı. Ayrıca neredeyse her birini 5 liraya almış olmam da bayağı mutluluk verici bir detay bence.


Bloga yakında çocuk kitapları diye bir başlık eklemek istiyorum. Sonrada bu aldıklarımı tek tek yorumlayacağım inşallah :') Daha önce pek ilgi alanıma girmediği için farketmiyordum belki de ama sahaflarda çok fazla çocuk kitapları var. Hani böyle dandik dundik olanları demiyorum, Günışığı Kitaplığı, Altın Kitaplar, Bilim Çocuk gibi yayınevlerinin kitapları var. İlgilenenler sahafları kesinlikle didik didik incelemeli. Ben de öğretmenlik hayatıma başlamadan küçük çaplı bir çocuk kitapları kitaplığı yapmak istiyorum ama bakalım, hayırlısı :D

Çocuk kitapları demişken hayal kırıklığına uğradığım bir olaydan bahsetmek istiyorum. Daha önceki yazılarımın birinde Eyvah! Kitap adlı kitaptan bahsetmiştim. Mine Soysal'ın okumayı sevmeyen çocuklarla ilgili yazdığı bir kitap. Fuarın 7. gününde Mine Soysal'ın imza günü vardı. Dedim gideyim imzalatayım, belki biraz da konuşma fırsatı elde ederim. İmza saati 11 ile 2 arasındaydı, ben de son yarım saat giderim diye planlamıştım ama otobüsü yanlış durakta bekliyormuşum meğer. Bu hatamı da çok geç fark edince fuara anca 2'yi 10 geçe falan ulaştım. Tabii normalde Mine Soysal'ın olması gereken standda Mine Soysaldan eser yok. Yine de bir şansımı deniyim diyip stant görevlilerine Mine Soysal'ı sordum ve meğer Mine Soysal hiç gelmemiş. İmza günü iptal olmuş. Bunu duyurmak da kimsenin aklına gelmemiş. Fuara gelene kadar çektiğim işkence böyle boşa gidince moralim sıfırlandı bayağı:( Hayır yani bunu duyurmak çok zor bir şey değil ki. Bilseydim okuldaki atölye etkinliklerine katılırdım o gün. Çok boşa gitti günüm, üzüldüm:(
Düzeltme: 10 gün önce Günışığı Kitaplığından bir e-posta aldım. Yaşanan bu tatsız olayın Mine Hanımla ve Günışığı Kitaplığıyla ilgisi yokmuş. Mine Hanım o tarihlerde Afyonda 6. Ulusal Yayın Kongresi'nde olacağından baştan böyle bir etkinlik hiç planlamamış bile. Dikkate alıp bilgilendirdikleri için teşekkür ederim :))

Öyle işte, iyi kötü bir fuar daha atlattık. Bir daha seneye artık :)))
Aldıklarımdan bunu önce oku dedikleriniz var mı? Varsa buyrun yorumlara! :))



Yeni Yazılardan Haberdar Olun