11 Şubat 2019 Pazartesi

9. Sıradan Çinko Karbon Pilden Daha Sıradan | 28 Days Blog Challenge

"Dört numarada oturan Bay ve Bayan Dursley son derece normal olduklarını söylemekten gurur duyarlardı, sağolun efendim. Garip ya da gizemli işlere bulaşacak son kişilerdi. Böyle saçmalıklara kafa yormazlardı çünkü."
Harry Potter ve Felsefe Taşı-J. K. R.

Dursley'ler beni tanısalar gurur duyarlardı büyük ihtimalle. Belki evlat bile edinirlerdi. Harry ile kardeş kardeş büyür, Harry'i Dudley'den korurdum. Petunia teyze ve Vernon enişteye gücüm yetmezdi belki ama en azından Harry'e bir yoldaş, bir dayanak olurdum. Gryffindor&Slytherin dostluğunun güzel bir örneği olurduk :)) Evet Slytherin ben oluyorum. Bunca zaman Gryffindor olan ben testlerde Slytherin çıkıyorum artık, şaşkınız :))

Hayal dünyasını bırakıp gerçeklere dönersek Ezgi şöyle soruyor ve benim 5 aşamadan oluşan normal olduğumu kabullenme sürecim başlıyor.

9. Hakkında 5 garip şeyi söyle de bilelim ne kadar arızasın

Eh dedim dökülecek şimdi kirli çamaşırlar. Sonra oturdum yazmak için ve düşünmeye başladım. Düşündüm, düşündüm, düşündüm ve yine düşündüm... Ama tek bir şey bile gelmedi aklıma. Normal miymişim yani, yok olacak şey değil!


Hemen kardeşcağızımın yanında aldım soluğu. Hani belki bana göre sıradanlaştığı için fark edemiyorumdur ama dışarıdan bakan biri fark eder. Söylesene dedim, benim garip huylarım neler? O da düşündü, düşündü ve tek bir cevap verdi: çok yavaşsın! Ya ama bu sayılmaz kiii yavaş olan bir sürü insan var diye mızmızlanıp ayrıldım yanından ve bu sefer de en yakın arkadaşıma sordum. Sonuçta lise birden beri birlikteyiz ve o da bilmeyecekse kim bilecek di mi? AMA O DA BİLEMEDİ. 23 yıllık hayatımda hiç mi gariplikler edinmemişim diye sinirlendim, amma sıkıcı.


Sonra aklıma Nescafe  3'ü biraradayı kuru kuru yediğim geldi. Bunu bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda yapmış olduğumu bilen iç sesim itiraz etti oradan: "Sayılmaz, sayılmaz!" Peki ya K-Fleksleri çerez gibi yemem diye soramadan "Geç, geç, bunu da geç" dedi ve garip olma yönündeki tüm umutlarım tükendi.


En sıradan, en sıkıcı, en normal benimdim. Hiç eğlenceli değildim. Hep de böyle sıkıcı olucaktım. Bir yandan dertli dertli günün garip huylar temalı yazıları okuyup bir yandan da "Ne vardı garip ama kimseciğe zararı olmayan birkaç huyum olsaydı?" diye hayıflanırken tek normal olanın ben olmadığımı fark etmemi sağlayan yazıya denk geldim.


Yazı normal dünyada sihre ulaşmanın yolunun kitaplar olduğunu bilen birine, Okuyan Muggle'a aitti. Eh tamamen normal değildi ama en azından daha yakındı ve belki bundan belki de "Bir de tuhaf olmasa da, garip huyları olmasa da, olabildiğine normal bir insan olsa da o mutlaka bir yönüyle diğerlerinden farklıdır."  yazmasından dolayı rahatlamıştım.

Sıradandım, normaldim ama yine de farklıydım, eşsizdim, biriciktim, özeldim, mutluydum ve en önemlisi de bolca abartı ve en sevdiğim söz sanatı mübalağa ile bir challenge yazısını daha başarıyla tamamlamıştım! Hem de en sevdiğim mini dizilerden biri olan Last Minute Romance'ı ve Harry Potter'ı da alet ederek😄 Sanırım yazıyı yazarken ne kadar eğlendiğimi söylemem bile gerek yoktur. Umarım siz de severek okumuşsunuz :D

O zaman bu yazı benden tüm sıradan çinko karbon pillere gelsin!


9 Şubat 2019 Cumartesi

8. Merak Uyandıran Kitap Girişleri | 28 Days Blog Challenge

8. Kolaya kaçıyorum, yazıyı sen yazmak zorunda değilsin. Bırak da bizim için seçtiğin 3 alıntıyı okuyalım bugün
Kolaylar benim için hep zor oluyor :D O kadar karar veremedim ki bu 3 alıntıya en sonunda kitapların giriş paragraflarından seçmeye karar verdim alıntılarımı. Zira bir kitabı okutan en önemli detaylardan biri bence başlangıçları. İddialı, ilginç, sonunu söylerek başlayan ya da nükteli girişler (Jane Austen<3) bir adım önde başlıyorlar. Öyleyse gelsin alıntılarımız!

On sekizinci yüzyılda Fransa’da, dâhi ve iğrenç kisiler yönünden hiç de yoksul olmayan, bu dönemin en dâhi ve en iğrenç kisilerinden biri sayılması gereken bir adam yasadı. Burada onun hikâyesi anlatılacak. Adı Jean Baptiste Grenouille. Eğer bu ad, de Sade, Saint-Just, Bonaparte vb. mendebur dâhi adlarının tersine bugün unutulmussa, bu kesinlikle Grenouille’un, kendini beğenmislik, insan  aymazlık, ahlaksızlık, kısacası allahsızlık bakımından bu ünlü ve karanlık adamlarla boy ölçüsemeyeceğinden değil, dehası ve tek hırsı, tarihte iz bırakmamıs bir alanla kısıtlı kaldığı içindir:
O varla yok arası, kokular dünyası.
Koku-Patrick Suskind
Sevgili Mary (adın buysa tabii),
Bahse girerim benden haber aldığına epey şaşıracaksın. Bu arada, gerçekten benim ama itiraf etmeliyim ki görünüşe göre bu aralar adım aklımda tutmayı bir türlü beceremiyorum. Laura mıydı? Susie? Odile mi yoksa? Öte yandan, anlaşılan kendi adımı da unutmuşum. Değişik bileşimler denemeyi düşünüp duruyorum: Joe Lola’yı Seviyor, Willy Suki’yi Seviyor, Henry seni seviyor tatlım, Georgia? Şekerim, sevgilim. Bunların herhangi biri doğru gibi geliyor mu sana?
Geçen hafta boyunca sürekli bir şeyler olacakmış gibi hissettim, içimde kelebekler uçuşuyordu âdeta. Bir şey olacaktı. Derslerimi anlattım, eve gelip yatağa girdim, bütün hafta olacak o şeyi bekledim ve derken cuma günü öldüm.
Tuhaf Şeyler Oluyor-Kelly Link
Bugün, ölmek için güzel bir gün mü?Sabah uyandığımda kendime bu soruyu sorarım. Sonra Bay Schroeder’ın monoton ses tonuyla bitmek bilmeyen ve uyumamak için kendimi zor tuttuğum üçüncü ders boyunca da. Akşam yemeğinde sofradaki fasulyeyi birilerine uzatırken. Geceleri kafamda dönüp dolaşan düşünceler yüzünden bir türlü uyku tutmadığı için uyanık halde yatağımda uzanırken...
O gün bugün mü?Bugün değilse, ne zaman?
Hayatın Kıyısında-Jennifer Niven
İlgi çekici değiller mi sizce de? Tuhaf Şeyler Oluyor özellikle. Bu kadar merak uyandırıcı olmasına rağmen hala okunacaklar bölümünden okunanlara geçiş yapamadı. Vaktini bekliyor sanırım :D
Sizin başlangıcını beğendiğiniz kitaplar neler peki? Buyrun yorumlara :))

7. Özlenilenler | 28 Days Blog Challenge

Hui ve Kino'nun çok sevdiğim The Greatest Wall şarkısından. Şarkıyı aşağıya ekliyorum, öneririm :>
Şu bir gerçek ki 28 Days Blog Challenge'ın bazı maddeleri oldukça zor. Bazen karar veremiyorum bazen ise yazacak bir tane şey bile bulamıyorum. Ama Ezgi'nin şu sorusuna cevabım daha ilk anda hazırdı.

7. En çok neyi özlüyorsun bu hayatta hiç düşündün mü ?

Geçmişte kalan günlerimi. Spesifik olan çocukluğum ya da lise yıllarım diye ayrım yapamayacağım. Daha iyi bir gelecek için çalışıyoruz hep ama nedense arkamızda bıraktığımız anlar daha mutluymuş gibi geliyor:( Ay niye böyle karamsarlığa bağladım bilmiyorum. Biraz da özlemekte çok haklı olduğum güzel anları yad edeyim o zaman.


  • Küçükken ananemin beni tezgaha oturtup birlikte bulaşık yıkadığımız zamanları özlüyorum.
  • Mahallede kuzenlerimle oyunlar oynadığım zamanları özlüyorum.
  • Boş derslerde vampir-köylü oynadığımız lise sınıfımı özlüyorum.
  • Kardeşimle masanın altına girip evcilik oynadığımız zamanları özlüyorum.
  • Derste sıra altından gizlice kitap okuduğum dönemleri özlüyorum.
  • İlkokulda su savaşı yaptığımız günleri özlüyorum.
  • Leblebi tozunu özlüyorum.
  • Lisede kütüphanede geçirdiğim günleri özlüyorum.
  • Ananemin yastıklardan ev yaptığı günleri özlüyorum.
  • Babamın film kiraladığı günleri özlüyorum.
  • SBS'ye hazırlandığım dönemi özlüyorum. (İlginç ama o günleri çok güzel hatırlıyorum, o zamanlar ders çalışmak, dersaneye gitmek eğlenceliydi.)
  • Annemin bana kitap okuduğu zamanları özlüyorum.
  • Dayımlarla güya karate yaptığımız, yemek yarışı yaptığımız günleri özlüyorum.
  • Her teneffüs masa tenisi oynadığımız günleri özlüyorum.
  • Serviste oynadığımız tüm oyunları özlüyorum. 
  • Ruhsarı izlemek için erken kalktığım hafta sonlarını özlüyorum.
Öyle işte, geçmiş güzel şeylerle dolu ama günümüze yaklaştıkça azalıyor sanki. Yine de ne yapmıyoruz umudumuzu kaybetmiyoruz :D

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :))

6 Şubat 2019 Çarşamba

5. İlham Veren Şeyler | 28 Days Blog Challenge

Merhaba dostlarım, hayır günleri şaşırmadım, sadece meydan okumada geri kaldım biraz ama yetişeceğimi umuyorum.

Dün için Ezgi demişki
5. Sana ilham veren şeylerden bahset belki başkasına da ilham kaynağı olur.

Bana ilham veren şeyler var da bu ilhamlar nereye gidiyor bilmiyorum. İlham perileri var ama üretim yok anlayacağınız :D

1. POSTERLER

Güzel film posterlerinin ve kitap kapaklarının kölesiyim. Bazıları var ki hayranlıkla uzun süre bakabiliyorum. Hatta arttırıp izlemesinden çok bakmasını seviyorum desem? :D Bu posterleri bir de renklerine göre listelediklerinde tamamen tav oluyorum. Letterboxd bu açıdan gözlere şölen sunan listelerle dolu. Hemen birkaç örneğe bakalım. 

Lesaladino adlı bir kullanıcı sıkılmış ve 2016 filmlerini renklerine göre düzenlemiş. Keşke ben de sıkılınca ortaya böyle güzel şeyler çıkarsam :D Listenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.


Yetmedi başka bir listeyle daha devam edelim.

Bu liste de winona adlı kullanıcının en iyi film posterleri listesi. Listeki tüm posterler hak ediyor bu listede olmayı bana göre. Bazıları çok çok sade ama hala inanılmaz güzel geliyorlar göze. 
Tamam tamam tüm listeyi koymayacağım buraya. Listenin tamamına ulaşmak isteyenleri şöyle alabilirim ama bu yazı bittikten sonra lütfen :D

Burada da farklı farklı listeler var. Film posterlerini posterde kullanılan yazı tiplerine, kullanılan fotoğraflara göre ayrı ayrı kategorilere ayırmış. Helal olsun valla. 

2. KİTAP KAPAKLARI

Taşlanmayacaksam bir şey itiraf edeceğim, kitapları kapaklarına göre yargılıyorum. Çok da yanlış yaptığımı düşünmüyorum. Arada yanıltanlar da oluyor tabi ama güzel kapaklı kitaplar bir sıfır önde başlıyorlar.

Kitap kapağı tasarımlarında ise Utku Lomlu benim için zirvede. Şu şaheserlere bakıp iç çekmemek mümkün mü? Utlu Lomlu keşke beni eğitsen:( 
instagram @lomcreative



3. ÇİÇEKLER





4. FAN ÇALIŞMALARI (EDITLER, PICSPAMLER, GIFLER VS.)

Tumblr'ın binbir tane yüzü var ama benim en sevdiğim, photoshop kullanırken takip etmekten en zevk aldığım grup izledikleri dizilerle ilgili fan çalışmaları yapanlar. Kore dizilerine geçmeden önce ben de o gruptandım hey gidi hey... Üzerinden zaman geçtiği için severek takip ettiğim birçok kişiyi unuttum ama aklımdan silinmeyen biri var: calikalie. Kendisine hem imreniyorum hem de bu kadar müthiş olduğu için sinirleniyorum :D





görüyor musunuz yine çiçekler!!!!




çiçekler her şeye 345798 kat güzellik katmıyor mu?

5. ICONLAR

Photoshop kullandığım dönemde yapmayı en sevdiğim şeylerden biri de iconlardı. Dolayısıyla icon cenneti olan livejournal en sık uğradığım bir siteydi. 100x100 pixele sığdırılan şu güzellikler için ağlayabilirim bile.
Sanırım photoshopu tekrar yükleyeceğim. Baktıkça ne kadar özlediğimi fark ettim:(

Livejournal'ın güzel yanlarından biri bir sürü topluluğun olmasıydı ve her topluluğun farklı bir konseptinin olmasıydı. Mesela Montly Inspo adındaki toplulukta her ayın bir teması oluyordu ve bu temayla ilgili önce ilham verici şeyler şarkılar, yukarıdaki gibi iconlar, picspamler, sanat eserleri, videolar vb. şeyler paylaşılıyordu ve sonra da topluluğun üyeleri temaya uygun yaptıkları iconları paylaşıyorlardı. Katılması ayrı, diğer katılımcıların yaptıkları iconları görmek ayrı keyifliydi #goodolddays. 

6. RENK PALETLERİ

Belki de bu maddeyi ilk olarak yazmalıydım çünkü renklerin uyumuna olan aşkım yukarıda saydığım şeylerin de ana nedeni. Hiçbir şey yapmayacak olsam bile Coolors'ta renklerle oynamayı seviyorum. Boşluk tuşuna bastıkça renkler değişiyor ve bir sürü hoş renk paletine maruz kalıyorsunuz. Eğer bir rengi sabitlemek isterseniz rengin üzerine gelip kilit simgesine tıklamanız gerek. Fanart çizenlerin ya da tasarım yapanların daha çok işine yarar sanırım ama benim gibi zevkine kullanması da oldukça eğlenceli :D






7. PEMBE

En sevdiğim iki renkten biri olan pembeye yer vermezsem olmazdı. Pembe olan çoğu şeyi gördükçe böyle yumuş yumuş oluyorum, bir huzur kaplıyor benliğimi. O yüzden pembe rengi için özel bir blogumun olması çok da şaşırtıcı olmasa gerek :D
tumblr @pingkeusaeg



Sanırım bu yazıyı şimdilik bitiriyorum. Biraz da olsa ilham verebildiysem ne mutlu bana. 
Bir sonraki yazıya kadar kendinize iyi bakın!^^



2 Şubat 2019 Cumartesi

2. Açılın Bugün Benim Doğum Günüm | 28 Days Blog Challenge


Güzel olurdu gerçekten  bugün doğum günüm olsaydı. Tarihi de güzel ikinci ayın ikinci günü. Birinci ayın birinci günü doğmuş biri olarak doğum tarihimden pek hoşlanmıyorum. Sadece bana özgü bir tarih olsun isterdim yılbaşı çocuğu olmaktansa. Yılbaşı ne münasebetle benim doğum günümün önüne geçiyor vallahi kızıyorum😜 

Meydan okumamızın ev sahibi Ezgi bugün için demiş ki:
2. Düşün ki bugün doğum günün, sana ne alınsa mutlu olursun? Şöyle güzel bir hediye listesi yapsana kendine..

Hediye almayı her insan gibi tabii ki ben de seviyorum ama bu konuda biraz huysuzum sanırım. Mesela sevmeyeceğim bir hediyeyi almaktansa sadece doğum günü mesajı almayı tercih ederim :D Yanlış anlaşılma olmasın hediye olarak çok büyük şeylerden hoşlandığımdan değil bu. Aksine hediyede beni hatırlatan ufak tefek şeyler olmasından çok hoşlanırım. Beni hatırlatmadıktan sonra isterse dünyanın en pahalı hediyesi olsun gözümdeki değeri yüksek olmaz. 

Mesela kitap fotoğrafları çekmekten hoşlandığımı bilen arkadaşım geçen doğum günümde fotoğraf çekerken süs olarak kullanabileceğim şeylerden bir kutu hazırlamış, o kadar sevindim ki :'))) Gerçi bu sefer de kıyamadığımdan mumları yakamıyorum ama olsundu :D 

Yine bir ara okulda konuşurken ben çok kahve içtiğimi, bir süre kahve içmeyi bırakıp bitki çaylarını deneyeceğimden bahsetmiştim ve arkadaşım çeşit çeşit bitki çaylarını paketleyip hediye etmişti :D Gerçekten dinlendiğimi, düşünüldüğümü hissettiren bu hediyeyi sevmemek mümkün mü?

Ya da mesela sürekli ajanda/bullet journal aradığımdan ama gönlüme yatan bir tane bulamadığımdan bahsettiğim en yakın arkadaşımın renkleriyle, dizaynıyla tam bana göre hazırlanmış ajandayı hediye etmesi? 😍 Yalnız ajandaya kıydım valla, bu tatlış ajandaya layık olmasam da kıydım ve başladım kullanmaya. 

Bu bir hediye listesi yazısı olacaktı ama kendimi hediyelerime kaptırdım biraz. Hak etmediğim kadar iyi arkadaşlara sahibim. Bunu onların da fark edip benden bıkacakları günün gelmesinden korkuyorum.

Yazı amacına ulaşsın diye şimdi de alınsa mutlu olacağım şeyleri bir listeleyelim bakalım. 

1. Mildliner seti. Valla hep bu instagramdaki, tumblrdaki studyblrlar yüzünden. Yoksa bir Stabilo Pastel setine de hayır demem.


2. Tommy Hilfiger TH1781799. Yalnız rose gold değil gold olacak. Var mı bilmiyorum ama öyle istiyorum. Hayali doğum günümün hayali hediyeleri işte, kimse yüksekten atmak yasak demedi sonuçta :D Biraz daha gerçekçi olursak da Casio LTP-1094Q-9ARDF.



3. Periyodik Tablo şeklinde bir kitaplık. Boşuna Periodic Library'i değiliz ama di mi?
Bunun bir duvardan diğer duvara kadar büyük olduğunu hayal ediniz.

4. Gryffindor atkısı. Ben bunu aliexpressten sipariş etmiştim ama bir türlü gelmedi, gelemedi... Acısı büyük yani.

5. Her türlü tatlış kalem, defter, bant, kalem kutusunu, silgi, ayraç da beni oldukça ama OLDUKÇA mutlu eder.

6. Kapanışı büyük yapmak adına Koreye uçak bileti diyorum efenim. Ya da vazgeçtim durun durun, siz ailemden gidebilmem için izin alın, ben 2-3 yıl para biriktirip bileti almaya razıyım :D


Tabi hepsinden önemlisi hatırlanmak, ufak da olsa bir doğum günü mesajı. Hatırlamayanları kara kaplı defterime not alıyorum :p
Sizlerin hediye listelerinde neler var peki? Buyrun yorumlara efenim :))
Bugün de muziplik tamamlandı! Kaldı 27 :))

Yeni Yazılardan Haberdar Olun