12 Kasım 2019 Salı

Romantik Filmler Maratonu

Görsel Sibel'e ait.
Blogum maratonlar için tuttuğum bir defter oldu çıktı. Ekimde Lanetli Maraton vardı ve şimdi de sırada kasıma yakışır bir şekilde Sibel'in düzenlediği Romantik Filmler Maratonu var. Lafı çok uzatmayıp listeme geçiyorum. Maraton hakkında detaylı bilgi isteyenler de burayı ziyaret edebilir.


  • Tune in for Love  4/5

Yıllara yayılan, tesadüfler ve mucizelerle ilerleyen, sıcacık, insanın pamuklara sarıp saklayasını getiren bir filmdi. Ben zaten iki başrolü de (Kim Goeun ve Jung Haein) çok sevdiğimden film benim için daha da bir güzel oldu. Filmin bitişinde de Coldplay-Fix You çalınınca ben bayağı bir fethedildim🤭




  • Alacakaranlık 🤣 Anıları yad etmem lazım.
  • Princes Bride
  • The Notebook
  • In the Mood for Love
  • Bewitched
  • 16. Doğum Günüm
  • Aşk Hikayesi
  • No Kiss List
  • Leap Year
  • About a Boy
  • Dear Ex


Liste önerilere açıktır efenim, elinizi korkak alıştırmayınız😄

20 Ekim 2019 Pazar

Lanetli Maraton | Cadılar Kitap Listesi

Blogumda tam olarak şurada Karanlık Şato'da düzenlediğimiz maratondan bahsetmiştim. Gecikmeli de olsa okuma listemde sıra.

LANETLİ MARATON-CADI OKUMA LİSTEM

1. Ana karakteri cadı/büyücü olan bir kitap oku.
Harry Potter ve Felsefe Taşı-JKR
2. Adında cadı/büyücü kelimesi geçen bir kitap oku.
Cadıların Keşfi-Deborah Harkness
3. Ortaçağ'ın cadılarını anma zamanı, yazarı Ortaçağ'da doğmuş bir kitap oku.
:(
4. Cadılar doğayı ve kendini bilendir: Doğayla bağlantılı bir kitap oku.
Cadılar Bayramı Ağacı-Ray Bradbury
5. "Bütün Kadınlar Cadıdır", feminist edebiyat yazarlarından bir kitap oku.
Beş Sevim Apartmanı-Mine Söğüt6. Büyü kitabını açma zamanı: Kitaplığında uzun zamandır bekleyen, sayfa sayısı +300 olan bir kitabını oku.
Kafes-Josh Malerman7. Cadılar ay ışığında uçar: Geceyarısından sonra elindeki kitaptan en az bir bölüm oku.
Kız Kardeşim İçin-Jodi Picoult

Şu anda Felsefe Taşını sesli kitap olarak dinliyorum, bitmesine 1 saatten az kaldı bu beni üzüyor :( Bir de Türkçe derslerinde okuma yaptıkça ben de çocuklarla birlikte Beş Sevim Apartmanını okuyorum. Beklediğimden daha ürkütücü geldiği için yalnız ve akşamları okumuyorum😄 İki kitap aynı anda yetmiyormuş gibi bu yazıyı bitirince de Cadıların Keşfine başlayıp Berfinle birlikte okumak istiyorum. Şu anki durumum böyle. Bir dahaki maraton güncellemesinde birkaç kitabı bitirmiş olurum umarım.

Ajandamda maratona ayırdığım sayfayı çok sevdiğim için aynı sayfanın 796327738 farklı açıyla çekilmiş fotoğraflarını paylaşarak kapanış yapacağım şimdi izninizle.



Keyifli okumalarınızın olduğu günler dilerim^^

12 Ekim 2019 Cumartesi

Lanetli mi Lanetli Bir Maratona Davetlisiniz!

Karanlık Şatoda bir telaş, bir hengame... Cadı cübbelerini ütüleyenler, takma köpek dişlerini arayanlar... Bu heyecanın sebebi ise beklenen o "şey"in gelip çatmış olması...
LANETLİ MARATONUN!

Karanlık Şato'da düzenlediğimiz Lanetli Maratonla hareketli hareketli, lanetli mi lanetli bir ekim ayı geçirmeyi planlıyoruz. Ve tabii ki de bunu en meydan okumalısından yapıyoruz. Elimizde 4 türümüz (cadılar, vampirler, hayaletler, kurtinsanlar) ve bu türlere özel challenge maddelerimiz var. Yapmanız gereken tek şey tarafınızı seçip kategorilere uygun kitaplarla okumaya başlamak!

VAMPİRLER

1. Adında Kan, Vampir veya Ölü kelimesi geçen bir kitap oku.
2. Bir vampir hikayesi oku.
3. Vampirler ölümsüzdür: Ölümsüzleşmiş kült bir eser oku.
4. Vampirler kana susamıştır, sen de okumaya susa ve bir gün boyunca en az 100 sayfa kitap oku.
5. Vampirler kırmızı ve siyah ile bütünleşmiştir: Dış tasarımı bu renklerde olan bir kitap oku.
6. Vampirler gün ışığında ölür: Gün ışığında okumayı beklemekten ölmek üzere olan +300 sayfa bir kitabını okuyarak dirilt.
7. Vampirlerin günü gecedir: Çok merak ettiğin bir kitabı seç ve bütün geceni onu okumaya ayır.

CADILAR

1. Ana karakteri cadı/büyücü olan bir kitap oku.
2. Adında cadı/büyücü kelimesi geçen bir kitap oku.
3. Ortaçağ'ın cadılarını anma zamanı, yazarı Ortaçağ'da doğmuş bir kitap oku.
4. Cadılar doğayı ve kendini bilendir: Doğayla bağlantılı bir kitap oku.
5. "Bütün Kadınlar Cadıdır", feminist edebiyat yazarlarından bir kitap oku.
6. Büyü kitabını açma zamanı: Kitaplığında uzun zamandır bekleyen, sayfa sayısı +300 olan bir kitabını oku.
7. Cadılar ay ışığında uçar: Geceyarısından sonra elindeki kitaptan en az bir bölüm oku.

HAYALETLER

1. İsminde hayalet kelimesi geçen bir kitap oku.
2. Bir hayalet hikayesi oku, olabildiğince korkunç olsun.
3. Konusu ölüm üzerine olan bir kitap oku.
4. Hayaletler melankoliktir: Melankolik bir yazardan kitap oku.
5. Hayaletler kayıp ruhlardır: Kitaplığında kaybolacak kadar beklemiş +300 sayfa bir kitap oku.
6. Hayaletler izoledir: Telefonunu uçak moduna alıp yarım saat kesintisiz kitap oku.
7. Hayaletler kapalı havaları çağrıştırır: Kapalı bir günde en az bir saat kitap oku.

KURTADAMLAR

1. Bir kurtadam hikayesi oku.
2. İsminde kurt kelimesi geçen bir kitap oku.
3. Kurtadamlar toplumdan dışlanmışlardır: Bir dönem yasaklanmış bir kitap oku.
4. Kurtadamlar özgür ruhludurlar: Konusu itibari ile özgürlüğü çağrıştıran ya da adında özgürlük kelimesi geçen bir kitap oku.
5. Kurtadamlar hep yollardadır: Bir yol hikayesi oku.
6. Kurtadamlar insana dönünce ne yaptıklarının hatırlamazlar: Okumayı unuttuğun +300 sayfa bir kitap oku.
7. Kurtadamlar dolunayda dönüşür: Dolunaylı bir gecede en az bir saat kitap oku.


Siz en çok hangi türü beğendiniz? Lanetli Maratonda bize eşlik edecek misiniz? Maraton hakkında daha detaylı bilgi için Karanlık Şato instagram adresini ziyaret edebilirsiniz. Kararsız olanlar için kitap önerileri de var her türe uygun :>

Ben seçtiğim türü yarına kitaplarla birlikte paylaşacağım inşallah :))

30 Eylül 2019 Pazartesi

Önce Eylem Sonra İlham

Unutkanlık ve üşengeçlik bana en çok çektiren iki özelliğim olmuştur. Nice şeyleri kaçırıp ardından sulu gözlerle bakmışlığım bile vardır ama ilk defa bir şeyi unuttuğum için çok mutluyum. Şimdi biraz geri sarıp anlatmaya başlıyorum.

Ecrin'in Storytel uygulamasını anlattığı videosundan sonra gaza gelmiş ve ben de 2 haftalık olan deneme üyeliğini başlatmıştım. Storytel birçok sesli kitabı barındıran hoş bir uygulama ve benim de ilk baştaki planım temizlik yaparken, bulaşık yaparken, uyumadan önce dinlemek, böylece boş vakitlerimi verimli bir şekilde değerlendirmekti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Bulaşıkları yıkarken kendimi tabakları foşur foşur yıkamaya kaptırdığımı, uyumadan önce dinlemeye çalıştığımda da ninni etkisi yaptığını fark ettim. Teoride çok mantıklı bir uygulamaydı ama birbirimiz için uygun değildik anlaşılan. Ne yapalım kısmet dedim ve ayırdık yollarımızı.



Ta ki e-posta kutuma faturası düşene kadar. Yollarımızı ayırmıştık ayırmasına ama çok zeki ben üyeliğimi iptal etmeyi unutmuştum. Tabi Storytel de fırsat bu fırsat diyip deneme sürem bittiği gibi bir aylık üyelik ücretini hüüüüüüp diye içine çekiverdi. Planda olmayan bir şey olduğu için önce uflayıp puflasam da sonra hiç değilse kitaba gitti yine para diye teselli ettim kendimi.

E madem parasını bir kere ödemiş bulundum o zaman hakkını vereyim düşüncesiyle bir kez daha dinleme macerama geri döndüm. Ama bu sefer fiziki olarak bir şeyle meşgulken kendimi dinlemeye daha doğrusu dinlediğimi anlamaya zorlamadım. Okulların da açılmasıyla bolca kullandığım otobüs yolculuklarında tek işim oturmak ve pencereden dışarısını seyretmekken dinledim. İşte tam olarak o dakikalar Storytel'in hakkını vererek kullandığım dakikalardı. 



Şimdilerde pek bir sıkı fıkıyız kendisiyle. Sadece Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı kitabını dinlememe vesile olduğu için bile çok sevdim kendisini. Sayesinde tüm kişisel gelişim kitaplarının bir milyon yalan olmadığını fark ettim. Ve hayatımın mottosunu buldum. 


Önce eylem sonra ilham.

Bunu zaten başlığa yazarak olayın heyecanını kaçırdım biraz değil mi? Sağlık olsun.

Bu yazı da önce eylem sonra ilham mottomun ilk meyvesi oldu. Yazı yazmak için, örgü örmek için ya da denemek istediğim milyon şey için ilham bekleyerek yaptığım hataları ufak ufak telafi etmeye çalışacağım.

Bir dahaki önce eylem sonra ilham diyişimde Storytel'den detaylı olarak ve o zamana kadar dinlemeyi bitirmiş olursam da Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı'ndan bahsetmek istiyorum. O zamana kadar kendinize iyi bakınız :) 

Not: Üyeliğimin yenilenme zamanı da geldi çattı ama bu sefer de ben gayet bilinçli olarak iptal etmeyeceğim:p

6 Eylül 2019 Cuma

Hayırlısı Oldu Olacak Gibi

Son zamanlarda en çok dediğim şey "Hayırlısı olsun." Bugün tam 3 kez planlarda değişikliğe gidildi ve her seferinde hayırlısının bu olacağına inanıldı. 

Hafta boyunca telefonun başında çaresiz bekleyen Hakan Altun gibi ücretli öğretmenlik için aranmayı bekledim. Haftanın son günü gelince ve birçok arkadaşım aranınca ve ben hala aranmayınca dedim herhalde olmayacak bu iş, napalım hayırlısı olsun. Sonra başvurduğum dikiş kursundan arandım. Hah dedim demek olacak olan buymuş. Zaten dikişe gitmeyi de çok istiyordum. Her şeyin ateş pahası olduğu bu dönemde dikiş bilmek şart artık. Kurs pazartesi-salı sabah 10'dan 4'e kadarmış. İyi, geriye 5 günüm kalıyor, bir de part time bir iş bulursam değmeyin keyfime diye planlar yapıyorum ama ne demiş Jose Saramago "Hayat plan yapanlara güler." 

İkinci bir telefon daha aldım. Yalnız bendeki de öyle bir heyecanlı bekleyiş ki telefonunu titreşimden çıkarmayan ben hiçbir aramayı kaçırmamak için telefonu sesliye aldım. Her mesaj bildiriminde kalbim hopluyor, elim bulaşıklıyken koşuyorum falan öyle bir heyecan. Açtım telefonu, karşımdaki kişi "İlçe milli eğitim müdürlüğünden numaranızı aldım.." diye başlayınca dedim oldu bu iş Eslem!!!! Dikiş kursu yalan olacak ama hayırlısı olsun ya:))) şeklinde yeni bir gelecek güzergahı çiziyordum ki arayan kişi özel bir okul için arama yaptığını söyledi:( Olursa inşallah şubatta atama beklediğimi o yüzden özel okulla sözleşme imzalamanın sıkıntı olacağını söyleyip kapattık telefonları. Hüzünlü bir şekilde birinci plana geri dönüldü böylece.


Saat 5'e yaklaşıyor ve umutlarım tükeniyorken telefonu sessize alsam mı zaten arayan olmaz artık diye yakınıyorum ama canım annem bekle biraz daha diyor. Anne iç güdüsü müdür bilmem ama beklediğime değiyor ve tekrar aranıyorum. Hem de beklediğim iş için :))) İki gün sonra ilk sınıfıma kavuşmuş olacağım böylece inşallah. Tabi artık hiçbir şeye kesin gözüyle bakmıyoruz, her şey her an değişebilir, temkinliyiz.

Şimdi ise tatlı bir telaş içindeyim, kaçıncı sınıfa gireceğimden bile habersizim. Daha önceki günlerde aransaydım okulla görüşmek için fırsatım da olurdu ama tabii ki bizim muhteşem eğitim sistemimiz sağ olsun:)))))))))) Son dakika iş yapmakta ben bile ellerine su dökemem.

Düşündükçe endişeleniyorum ama dört sene bunun eğitimini aldın (her ne kadar kötü olsa da, teşekkürler KOÜ), stajını yaptın, boş değilsin diye kendime telkinlerde bulunuyorum, sihirli sözcüğümüz olan hayırlısını bolca tekrar ediyorum.

Müstakbel öğrencilerim için hazırlık yapacağım inşallah hafta sonu. İlk haftayı elimden geldiğince oyunlu, etkinlikli geçirmeyi umuyorum. 

Öyle işte, alırım sizden de bir hayırlı olsununuzu :D

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Yeniden Burada

Kürkçü dükkanımın kepeklerini kaldırma zamanı!

Ara vermek kolayken tekrar geri dönmek hep zor geliyor. Blogumu yarı yolda bırakmış hissetmemin sonucu sanırım bu. Kpss yüzünden zorunlu bir bırakıştı ama yine de...

Kpss sürecini atlattım, bir aylık dertsiz tasasız bir süre geçirdim ve şimdi de puanların açıklanmasına saatler kala bloguma sığınmak istedim. Allah bu bünyeye bir daha kpssye başvurdurtmasın ya. Sorun ders çalışmak değil kesinlikle. Hatta kitaplarıma baktıkça (ne olur olmaz sonuç açıklanana kadar kaldırmayayım dedim) çalışma isteği geliyor. Bu sene dersaneye de gitmeden hazırlanınca olayın mantığını kavramak, çalışma düzeni oluşturmak beni en çok zorlayan iki şey oldu. Ama gerçekten iyi çalıştığıma inandığım 1-1,5 ay boyunca anladım ki bu tempoyla 6 ay çalışmak kpss için gayet yeterli. Böylece kpss sürecinde yaptığım ilk hatayı fark ettim, sınava çalışmaya geçen yaz başlamak. Şimdiki aklım olsa ocağa kadar türkçe ve matematik dışında hiçbir derse çalışmaz, hem okuldan verilen ödevleri hem de staj işlerini bir pabuca sıkıştırmaya çalışmazdım. Korece kursuna daha çok önem verirdim. 

Sorun zaten her şeye geç kalmış, vaktim kalmamış hissi. Bir yılımdan daha feragat etmek istemiyorum. Cidden o bir yıl o kadar önemli bir fark ki benim için. 

NEEEEEEYSE UZUN LAFIN KISASI BEN DÖNDÜM. 


Burada yokken aklımda yazmayı biriktirdiğim şeyler oldu, kısmet olursa ileriki günlerde ufak ufak yazarım. Benim yokluğumda kaçırdıklarımı da sizin yazmanızı bekliyorum!
Sizden ne var ne yok?

28 Şubat 2019 Perşembe

28. Son | 28 Days Blog Challenge

Bir meydan okumanın daha sonuna geldik. Daha doğrusu ben gelemedim ama her gün yazan arkadaşlar oldu, hepinizi imrenmeyle karışık tebrik ediyorum! Bu blog ortamında 5 yılım ve şu zamana kadar böyle hareketli bir ay görmemiştim. Öyle ki bir yerden sonra yazıları okumaya yetişemedim ama çok büyük kısmını kaydettim. Yavaş yavaş ziyaretlere geleceğim, kapınızı açık tutunuz efenim :D

En büyük teşekkürü ve alkışı Ezgi hak ediyor bence, bunda hepimiz hemfikirizdir sanıyorum. Çok güzel bir etkinliğe önayak oldu, önayak olmakla kalmadı fire vermeden meydan okuma boyunca birbirinden güzel yazılarıyla burada oldu. Bir kere daha böylesine güzel bir etkinliğe bizi de ortak ettiği için teşekkür ediyorum Ezgiye.

Meydan okumayı benim açımdan değerlendirirsek ben başarılı diyorum :D Meydan okumayı yarısına kadar bile getiremedim ama yazdığım yazıların hepsini o kadar severek yazdım ki harcadığım her saniyeye değdiler bence. Uzun zamandır bu kadar keyif alarak yazmamıştım, bu bakımdan meydan okuma benim için son derece verimliydi. Bir şeyler yazmayı sevdiğimi bir kez daha fark ettim ve bu konuda ciddi eğitimler almak istediğime karar verdim. 28 Days Blog Challenge sayesinde yeni bir hedefim daha oldu diyebiliriz yani :))

Ayrıca meydan okuma boyunca bir sürü yeni blog okuyup bir sürü yeni kişi tanıdım, en büyük artılarından biri de bu oldu. Çok güzel bir örgü grubuna da dahil oldum böylece😍 Her şeyiyle çok zevkli bir meydan okumaydı, yeni meydan okumalarda görüşmeyi umuyorum💞😄

Yalnız meydan okumanın katılamadığım günleri içimde bir yara oldu. Hem yazmak istiyorum hem de zamanı geçtiği için bırakmak istiyorum. Bu konuda önerilere açığım. Zamanında tamamlayabilseydim bloga bir süre de ara vermeyi planlıyordum KPSS'den dolayı. Ama şimdi bu yarım kalmışlık beni rahatsız ediyor ve kararsızlıktan kendi kendimi yememe neden oluyor :D

Neyse efenim, 28 Days Blog Challenge boyunca yazdığım yazıları aşağıda toplayacağım, kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için :p

1. Meydan Okumayı Neden Kabul Ettim 


Keyifle kalınız :)

Not: Henüz yayınlayamadığım, yayınlayıp da cevap veremediğim yorumlar oldu, lütfen kusuruma bakmayın. Bulduğum vakitleri yazı yazmak ve yazılanları okumak için kullandım ama şimdi sıra yorumlarda :))

20 Şubat 2019 Çarşamba

11. Gece Sirki-Erin Morgenstern Kitap Yorumu | 28 Days Blog Challenge

Tam blogumun asıl amacına uygun bir soru var bugün, daha doğrusu 9 gün önce vardı :))
11. Son zamanlarda okuyup bitirdiğin kitabın yorumunu yazabilir misin ?

GECE SİRKİ-ERIN MORGENSTERN


"Sirk, haber vermeden gelir. Gelmeden önce hiçbir duyuru yapılmaz, kimseye haber verilmez. Dün yokken, birden ortaya çıkar."

Heyecanlı heyecanlı kitap okumayalı bayağı oluyordu ki imdadıma Gece Sirki yetişti. Kütüphanede karşılaştık Gece Sirki ile ve Okuyan Muggle Gözde'nin sevdiğini bildiğimden tereddüt etmeden aldım kitabı.

Arka kapağındaki tanıtım yazısı da oldukça merak uyandırıcıydı. Sadece gece yarısı açılan bir sirk ve hiçbir sirkte görülmemiş çadırlar... Kesinlikle kitaba tav olmuştum ve başladım okumaya.

Başladım başlamasına ama kendimi kitaba kaptırmam beklediğimden uzun sürdü, yaklaşık 150 sayfa kadar. Kitap kötü olduğu için değil, aksine çok sevdiğim ve genelde fantastik olan kitaplarda hep böyle oluyor. Yazar, kitaptaki evreni tanıtmadan okuyucuyu birden olayların ortasına atıveriyor ve parçaları birleştirmek okuyucuya düşüyor.


Daha çocukluklarından itibaren bir karşılaşma için eğitilen iki sihirbaz Celia ve Marcoyu, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir sirk oluşturmak için bir araya gelen bir grubu ve olaylara nerede ve nasıl dahil olacağını pek kestiremediğimiz Bailey adında bir genci okuyoruz. Hikaye üç farklı koldan, üç farklı tarihte ilerlediği için başta zor geliyor biraz hepsine bütün olarak bakmak ama okudukça parçalar yerine oturmaya başlıyor ve bir bakıyorsunuz ki kendinizi çoktan o evrenin içinde kaybetmişsiniz.

Baştan itibaren bahsi geçen "karşılaşma" benim beklediğimden çok farklı ve bu farklılığa bayıldım. Ben Harry ve Voldemort gibi yüz yüze kozlarını paylaşmalarını beklerken çok daha sihirli ve anlamlı bir karşılaşma oldu. Aşık atışmasına benzettim ben biraz, ikisi kendi bildikleri şekilde sihri kullanarak sirke eklemeler yaptılar. Onlar yaptıkça ben sirke aşık oldum, keşke gerçek olsa da kırmızı atkısını takıp şafak sökene kadar sirkin tadını çıkaran bir rêveur olsam diye düşündüm. Ayrıca iki sihirbaz arasındaki rekabetin imkansız bir aşka dönüşünün ağır ağır oluşu benim açımdan Gece Sirki'ne bir puan daha kazandırdı. 


Sirkte birbirinden farklı ve birbirinden büyülü o kadar çok çadır vardı ki betimleme okumayı pek de sevmeyen ben, yazar o çadırları tasvir ederken sadece okumadım gerçek manada o çadırları görebildim. Rüyalardan çıkmış gibiydi çadırlar. En sevdiklerimden biri koku çadırı oldu sanırım.

Gece Sirki kesinlikle beklediğimden daha güzeldi. Olayların bağlanışı, sihrin ve sirkin işleyişi, o tarihi hava, tüm karakterler... Her şey birbiriyle tutarlı ve bütünler nitelikteydi. Keşke seri olsaydı ve bu evrende, bu karakterlerle daha çok zaman geçirebilseydik ama bu sefer de şimdi olduğu kadar etkileyici olmazdı, biliyorum. Bir okur asla tatmin olmuyor, gerçekten iflah olmayız :D

Gece Sirki'ni okuyanlara en sevdiğiniz çadırın ne olduğunu, okumayanlara ise ilginizi çekip çekmediğini sorarak yorumumu burada noktalıyorum. 
Keyifli günler!^^

Periodic Library-Eslem

18 Şubat 2019 Pazartesi

10. Hayaller vs. Hayatlar | 28 Days Blog Challenge



Yaralı olduğum bir konuya parmak basıyor Ezgi ve şöyle soruyor:
10. Şimdiki aklım olsa şu bölümde okurdum dediğin bir dal var mı ? Anlat bakalım neymiş ?

Kemerlerinizi bağlayın, sizi biraz zamanda yolculuğa çıkaracağım. Tarih 2015 yazı. Elimizde bir adet sınav sonucu, bir adet de hedeflerinden uzağa düştüğü için bir kere daha sınava hazırlanıp daha da uzağa düşen bir Eslem var. Kısaca elde var sıfır.

Lisede ve mezun yılında inatla sayısaldan hazırlanmış bu Eslem kişisi. Hazırlanmış hazırlanmasına ama bir türlü istediği puana ulaşamamış. Kara kara ne yapacağını düşünürken annesinin "Bir de TM'deki bölümlere bakalım" demesiyle TM'deki bölümlere bakmaya başlamış. Zaten TM sınavına da annesinin iteklemesiyle girmiş zamanında bu Eslem kişisi, yoksa ona kalsa sayısaldan başkasına bakmazmış.

Bölümlere bakarken sınıf öğretmenliğe gözüne çarpmış, daha önce hiç düşünmediği bir bölümmüş ama neden olmasınmış? Böylece tek bir tercih yazmış ve o da tutmuş: Kocaeli Sınıf Öğretmenliği.

Temsili bir Eslem  @nutllove
Her geçen gün bölümünü daha çok seviyormuş ama üniversitesi için aynı şeyi söyleyemiyormuş. Ayrıca bu sırada yapmaktan hoşlanacağı başka bir meslek daha olabileceğini fark etmeye başlamış. İlginç bir farkındalıkmış çünkü lise döneminde hiç sevmediği bir dala ilgi duymaya başlamış: İngilizceye. Kayıp Rıhtım'daki Çevirmenin Çemberi yazılarıyla başlamış bu sevgi ve daha birçok şeyle artıp gitmiş. Ancak çok geçmiş her şey için.

Bazen Polyannalığı üstünde olduğunda atandığını ve atandığı şehirde tekrar üniversiteye başlayıp mütercim-tercümanlık okuduğunu, şansı yaver giderse bir de grafikerlik yaptığını hayal edip mutlu olurmuş. Kötü günlerinde ise başta İngilizceyi nefret ettiren öğretmenlerine, sonra da Kocaelinde kalmasına neden olan her etkene kızınıp dururmuş.

Öyle işte dostlar, hala pes etmiş değilim. Sanırım bu gidişle öğrenciliğim asla bitmeyecek :D
Keyifli günler :)))

11 Şubat 2019 Pazartesi

9. Sıradan Çinko Karbon Pilden Daha Sıradan | 28 Days Blog Challenge

"Dört numarada oturan Bay ve Bayan Dursley son derece normal olduklarını söylemekten gurur duyarlardı, sağolun efendim. Garip ya da gizemli işlere bulaşacak son kişilerdi. Böyle saçmalıklara kafa yormazlardı çünkü."
Harry Potter ve Felsefe Taşı-J. K. R.

Dursley'ler beni tanısalar gurur duyarlardı büyük ihtimalle. Belki evlat bile edinirlerdi. Harry ile kardeş kardeş büyür, Harry'i Dudley'den korurdum. Petunia teyze ve Vernon enişteye gücüm yetmezdi belki ama en azından Harry'e bir yoldaş, bir dayanak olurdum. Gryffindor&Slytherin dostluğunun güzel bir örneği olurduk :)) Evet Slytherin ben oluyorum. Bunca zaman Gryffindor olan ben testlerde Slytherin çıkıyorum artık, şaşkınız :))

Hayal dünyasını bırakıp gerçeklere dönersek Ezgi şöyle soruyor ve benim 5 aşamadan oluşan normal olduğumu kabullenme sürecim başlıyor.

9. Hakkında 5 garip şeyi söyle de bilelim ne kadar arızasın

Eh dedim dökülecek şimdi kirli çamaşırlar. Sonra oturdum yazmak için ve düşünmeye başladım. Düşündüm, düşündüm, düşündüm ve yine düşündüm... Ama tek bir şey bile gelmedi aklıma. Normal miymişim yani, yok olacak şey değil!


Hemen kardeşcağızımın yanında aldım soluğu. Hani belki bana göre sıradanlaştığı için fark edemiyorumdur ama dışarıdan bakan biri fark eder. Söylesene dedim, benim garip huylarım neler? O da düşündü, düşündü ve tek bir cevap verdi: çok yavaşsın! Ya ama bu sayılmaz kiii yavaş olan bir sürü insan var diye mızmızlanıp ayrıldım yanından ve bu sefer de en yakın arkadaşıma sordum. Sonuçta lise birden beri birlikteyiz ve o da bilmeyecekse kim bilecek di mi? AMA O DA BİLEMEDİ. 23 yıllık hayatımda hiç mi gariplikler edinmemişim diye sinirlendim, amma sıkıcı.


Sonra aklıma Nescafe  3'ü biraradayı kuru kuru yediğim geldi. Bunu bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda yapmış olduğumu bilen iç sesim itiraz etti oradan: "Sayılmaz, sayılmaz!" Peki ya K-Fleksleri çerez gibi yemem diye soramadan "Geç, geç, bunu da geç" dedi ve garip olma yönündeki tüm umutlarım tükendi.


En sıradan, en sıkıcı, en normal benimdim. Hiç eğlenceli değildim. Hep de böyle sıkıcı olucaktım. Bir yandan dertli dertli günün garip huylar temalı yazıları okuyup bir yandan da "Ne vardı garip ama kimseciğe zararı olmayan birkaç huyum olsaydı?" diye hayıflanırken tek normal olanın ben olmadığımı fark etmemi sağlayan yazıya denk geldim.


Yazı normal dünyada sihre ulaşmanın yolunun kitaplar olduğunu bilen birine, Okuyan Muggle'a aitti. Eh tamamen normal değildi ama en azından daha yakındı ve belki bundan belki de "Bir de tuhaf olmasa da, garip huyları olmasa da, olabildiğine normal bir insan olsa da o mutlaka bir yönüyle diğerlerinden farklıdır."  yazmasından dolayı rahatlamıştım.

Sıradandım, normaldim ama yine de farklıydım, eşsizdim, biriciktim, özeldim, mutluydum ve en önemlisi de bolca abartı ve en sevdiğim söz sanatı mübalağa ile bir challenge yazısını daha başarıyla tamamlamıştım! Hem de en sevdiğim mini dizilerden biri olan Last Minute Romance'ı ve Harry Potter'ı da alet ederek😄 Sanırım yazıyı yazarken ne kadar eğlendiğimi söylemem bile gerek yoktur. Umarım siz de severek okumuşsunuz :D

O zaman bu yazı benden tüm sıradan çinko karbon pillere gelsin!


Yeni Yazılardan Haberdar Olun