26 Ocak 2020 Pazar

2020'de 20!

Merhabalar
Dünyada ve ülkemizde ardı ardına felaketler yaşansa da insan garip bir canlı, yine de en iyisini ümit etmekten, hayaller kurmaktan bir türlü vazgeçmiyor şekil A'da görüldüğü üzere. Yazının ana konusuna geçmeden önce depremde vefat edenlere rahmet, geride kalanlara sabır diliyorum. Umarım yaraları bir an önce sarılır ve gelecekte meydana gelebilecek depremler için yeterli önlemler alınır. Gölcük depremini ben çok hayal meyal hatırlıyorum ama büyüklerin anlattıklarını dinlerken o yokluk ve sefalet günleri nasıl geçip gitmiş, bu günlere gelmişiz şaşırıyorum. Allahım kimseye bir daha yaşatmaz inşallah öyle acıları.


Konumuza gelirsek de şöyle ki, bir bullet journalın olmazsa olmaz ilk sayfalarından biri yıllık hedefler sayfası ve bendeniz de bu yıl bullet journal (kısaca bujo) tutmaya başladığım için geçen sene hedeflerime ulaşamadığım için ara verdiğim yıllık hedef belirlemeye geri döndüm. Ben hedeflerimi klasik 2020'de 20 başlığı altında yazmıştım ama severek takip ettiğim bloglardan biri olan So Obsesses With'in bunu 20 farklı eylem şeklinde yaptığını gördüm ve dedim ki neden ben de böyle yapmayayım, beni tutan mı var? Baktım ki yok, başladım yazmaya.

  1. GİT: Tek başıma, iki gün de olsa kafamı dinleyebileceğim bir yere, herhangi bir yere.
  2. DENE: ???
  3. OKU: Taht Oyunlarını.
  4. OYNA: Kalabalık bir arkadaş grubuyla (hahahah:(( ) vampir-köylü. 
  5. İÇ (ME): Şekerli çay. Okulda üşengeçlikten bazen şeker atmamaya başladım ve ilk başta çok acı gelmesine rağmen artık o kadar da acı gelmiyor demeyeceğim çünkü hala acı ama o acı tadı sevmeye başladım. Şekeri hayatımdan çıkarmaya hala hazır değilim çünkü en basitinden şekersiz çay ve çikolata ikilisini şu aralar favorilerimden, ayrıca kahvede de şekerden vazgeçebilmiş değilim. O yüzden hedefi ufak tutuyorum ve şekerli çay içmeye geri dönmemeyi umuyorum bu yıl.
  6. KEŞFET: ???
  7. YAP: Birikim. 
  8. SÜR: Araba:( Ehliyetimin süs olarak kalmasını istemiyorum ama trafiğe çıkmak o kadar korkutuyor ki:(
  9. GÖNDER: Kartpostal. Zor bir şey de değil ama sürekli ama sürekli ertelediğim için asla gerçekleştiremiyorum.
  10. PİŞİR: Şans kurabiyesi. Çocuklar ortaokula geçmeden, mezun olmadan önce sınıf annemiz bir çekiliş yapalım demişti, ben de olur demiştim. Şans kurabiyelerinin içine çocukların adını yazıp öyle çekiliş yapmak istiyorum ama işte her şey o anki üşengeçlik seviyeme bağlı olduğundan biraz sallantıda olan bir hedef :D Umarım yapıp üstünü çizerim bu maddenin.
  11. GÖR: Gününü. Hahaha az önce komik olmayan şakalarımdan birine şahit oldunuz. Görmek istediğim bir yer karşıma çıkana kadar bu güldürmeyen şaka burada  kalacak. 
  12. DİNLE: Daha çok sesli kitap. 
  13. YETİŞTİR: ???
  14. DİK: Kendi elbiseni. Bir kere elbise dikmeyi öğrendikten sonra bence devamı çorap söküğü gibi gelecek de işte ben elbiseye kadar gelmeyi başarabilecek miyim orası meçhul. Şu anlık elimizde sadece etek var :D
  15. YAZ: Bujo ve rüya defteri.
  16. ZİYARET ET: Ayda bir (en az) akrabaları. Yakın akrabalarımızın çoğunu seviyorum ama sevdiğim kadar ilgi alaka göstermediğimin farkındayım. Telefonda konuşmayı sevmiyorum o yüzden direkt eve baskın yapmayı planlıyorum :D
  17. İZLE: ???
  18. OL: Daha kendi kendine yeten biri. En azından tek başıma kahve içebilmeliyim yani, dimi di DİMİ?
  19. ÖĞREN: Kaligrafi. Yoksa bullet journalımın hali çok vahim olacak.
  20. KATIL: Karanlık Şato okumalarına.
Bazı eylemleri değiştirdim çünkü zaten git diye bir madde varken bence seyahat et maddesi gereksizdi. Kendimce gerekli olmayanları gerekli olanlarla değiştirdim ve birkaç eksikle yukarıdaki liste çıktı. Boş kalanları doldurmakta acele etmek istemiyorum çünkü yılın geri kalanında Allah bilir hangi şehirde, hangi imkanların içinde olacağım. O yüzden hayatın getirdiklerine götürdüklerine göre listede değişiklikler yapabilmek istiyorum.

Eğer hala hedef belirlemediyseniz ve bu yöntem hoşunuza gittiyse bunu bir etkinlik olarak düşünün ve sizi 2020'de 20 etkinliğine davet ettiğimi varsayın. Ve tabii ki yazarsanız da beni bu yazıdan haberdar edin mutlaka :))) 

Sizin bu yıl için hedefleriniz neler peki? Buyrun yorumlara bekliyorum^^

6 Ocak 2020 Pazartesi

ikibinondokuz

ikibinondokuz


Böyle artık bam bam bam şeklinde yazıya girişmezsem yazamıyorum, olmuyor. Sıfır plan ile Allah ne verdiyse düşüncesiyle yazmaya başlayalım bakalım.

2019'un hayatımda önemli bir yeri olması gerekir çünkü:
1. Üniversiteden mezun oldum
2. KPSS'ye girdim
3. Ücretli öğretmen olarak çalışmaya başladım
4. Atanacağım %99 kesinleşti
5. Ehliyet aldım (ama trafik hala çok korkutucu)
6. Açıköğretimden fotoğrafçılık ve kameramanlık okumaya başladım

Ama gelin görün ki yine de düşününce çok mutlu olduğum, memnun kaldığım bir yıl değil. Nankörlük de etmek istemiyorum aslında çünkü sağlığım yerinde, ailem yanımda çok şükür ama her şey o kadar sıradan geliyor ki artık... Benim anlatamadığımı çok güzel çizmişler buyrun bir de ona bakalım ve durumun vahametini anlayalım.
Yansın...peki..tamam..hehehe

Derinlerde durum böyle olsa da yüzeyde hala fangirllüğe ve zevzekliğe devam ediyoruz çok şükür. 2019'da yine bir sürü diziye başladım ve yine bir sürüsüyle yollarımızı daha finale varmadan ayırdık. Olur da bu yazıdan sonra hala enerjim kalırsa favori dizilerim listesi yapacağım, tam olarak şu blogta: KOREDİZİSİMİ

Bu caanım bloguma yeteri kadar ilgi gösteriyormuşum gibi bir de bu yıl Ecrin ve Fatma ile gaza gelip Kore dizilerinden konuşacağımız bir blogta toplaştık. Hızlı başladık, güzel ilerliyorken gerçek hayata yenik düşünce blogda da işler duruldu biraz ama bizi bir araya getirdiği için bile 2019'un en güzel olaylarından biri sayılabilir. 

En yakın arkadaşımla manga çevirmeye giriştik hem de dünyanın en tatlı mangasını!!!!! Ama sonra benim üşengeçliğim kontrolü devraldı ve onu bile editlememeye başladım. Yine de yılın an tatluş girişimiydi, biraz motive olayım editlemeye geri döneceğim ve burada da paylaşacağım, beklemede kalınız!

Okuma anlamında da iyice batmış gidiyordum ki Storytel imdadıma yetişti. Yeni yılla birlikte zam geldiği için kırgın ve kızgınım ama sanırım vazgeçemeyeceğim. Storytel maceramı sene içinde yazdığım nadir yazılardan biri olan Önce Eylem Sonra İlham yazımda okuyabilirsiniz.

Araba sürme konusunda tahmin ettiğim üzere pek yetenekli olmadığımı ama sürüş hocamın ve babamın da hiç yardımcı olmadığını gördük. Gerçekten bu dört kişilik ailede öğretmen sabrı bir tek bende var. Kendimi övmek için söylemiyorum onu da başka zaman yaparız ama cidden bu böyle. Babamla sürüşe çıktığımız ilk gün "ne var bisiklet gibi işte niye yapamıyorsun" dediğinde anlamalıydım asla bilmeyenin halinden anlamayacağını ve olan hevesimi de yok edeceğini ama inat ettim lololololol. Pes etmeye yatkın bir insana dönüştüm son zamanlarda ama bazı huylar var ki hemen gitmiyor. Onlardan biri de gereksiz oğlak burcu inatçılığı... Şimdi bu inadın karşılığını araba sürme korkusuyla ödüyorum.

2019'da arkadaşımın günlük yazmak haaaaaarika bir şey gazlamasıyla günlük yazmaya başladım ama yanılmıyorsam 4. günde bıraktım. 

2019'da odada tek kaldım. Kardeşim, eşek sıpam büyüdü de üniversiteli oldu, yurtta kalmaya başladı. Koskoca odada tek kaldım, fazlasıyla garipsedim, drama queen'e bağlayıp her köşede ağladım jdkflj Şimdilerde alıştım gibi ama hala tek kardeş olanlara fazlasıyla üzülüyorum. Üç çocuk şart mı bilmiyorum ama bir tane doğurunca ikincisi şart valla.

Böyle sanırım ya, olur da aklıma bir şey gelirse ekleyiveririm yazıya ama şimdilik elveda diyip mülakat başvurumu yapıp çocuklarıma sınav hazırlamam gerek. 

Adettendir, sorulmadan geçilmez, sizin nasıl geçti 2019'unuz?^^




2 Aralık 2019 Pazartesi

Kitap Yorumu: Binbir Hayalet-Alexandre Dumas [Karanlık Şato Okuması]

Alexandre Dumas'ın kaleme aldığı Binbir Hayalet'i kasım ayında Karanlık Şato'da ağırladık. Yoğunluktan dolayı kitaba geç başladım ama başladıktan sonra hikayeler o kadar akıcı ve merak ettiriciydi ki hiç sıkılmadan okudum.

Kitaba başlamadan önce kitap hakkında hiçbir fikrim yoktu. Dolayısıyla çevirmenin kitabın başındaki notunu okuyunca bir miktar gözüm korkmuştu çünkü benim Fransız tarihiyle ilgili bildiğim tek şeyin Marie Antoinette'nin "Ekmek yoksa pasta yesinler." sözüyken kitaptaki olaylar gerçek kişi ve olaylara dayanıyordu. Ama okumaya devam ettikçe korkumun yersiz olduğunu fark ettim. Alexander Dumas gerçek ve kurguyu o kadar ustaca harmanlamış ki gerçeğin nerede bittiğinin, kurgunun nerede başladığının farkına bile varamadım. Okumaya başlarken tarihi gerçeklere dayanan kısımların beni bunaltacağını düşünürken aksine monarşinin yıkıldığı,  cellatların fazlaca mesai yaptığı o korkunç dönemi merak etmemi sağladı.
Öykülere gelirsek de bir tanesi hariç hepsini çok sevdim. Kitap birbirinden bağımsız öykülerden değil, korkunç bir olay sonucu bir araya gelen kişilerin dolaylı ya da doğrudan tecrübe ettikleri olayları sırayla anlatmasından oluşuyor. Karısını öldüren ve öldükten sonra karısının konuştuğunu iddia eden bir adamın itirafıyla başlıyor orada olanların kendi hikayelerini anlatmaları. Bu hikayeleri anlatanlar gerçekten de tarihten insanlar olunca ve yaşanmış olaylarla desteklenince anlattıkları hayalet hikayeleri daha sahici, daha ürpertici oluyor.

Ben sonundan pek hoşlanmadım sadece. Bir anda bitmiş, yarım kalmış gibi geldi bana. Yine de bana keyifli bir okuma yaşattığı için öneririm :))



12 Kasım 2019 Salı

Romantik Filmler Maratonu

Görsel Sibel'e ait.
Blogum maratonlar için tuttuğum bir defter oldu çıktı. Ekimde Lanetli Maraton vardı ve şimdi de sırada kasıma yakışır bir şekilde Sibel'in düzenlediği Romantik Filmler Maratonu var. Lafı çok uzatmayıp listeme geçiyorum. Maraton hakkında detaylı bilgi isteyenler de burayı ziyaret edebilir.


  • Tune in for Love  4/5

Yıllara yayılan, tesadüfler ve mucizelerle ilerleyen, sıcacık, insanın pamuklara sarıp saklayasını getiren bir filmdi. Ben zaten iki başrolü de (Kim Goeun ve Jung Haein) çok sevdiğimden film benim için daha da bir güzel oldu. Filmin bitişinde de Coldplay-Fix You çalınınca ben bayağı bir fethedildim🤭




  • Alacakaranlık 🤣 Anıları yad etmem lazım.
  • Princes Bride
  • The Notebook
  • In the Mood for Love
  • Bewitched
  • 16. Doğum Günüm
  • Aşk Hikayesi
  • No Kiss List
  • Leap Year
  • About a Boy
  • Dear Ex


Liste önerilere açıktır efenim, elinizi korkak alıştırmayınız😄

20 Ekim 2019 Pazar

Lanetli Maraton | Cadılar Kitap Listesi

Blogumda tam olarak şurada Karanlık Şato'da düzenlediğimiz maratondan bahsetmiştim. Gecikmeli de olsa okuma listemde sıra.

LANETLİ MARATON-CADI OKUMA LİSTEM

1. Ana karakteri cadı/büyücü olan bir kitap oku.
Harry Potter ve Felsefe Taşı-JKR
2. Adında cadı/büyücü kelimesi geçen bir kitap oku.
Cadıların Keşfi-Deborah Harkness
3. Ortaçağ'ın cadılarını anma zamanı, yazarı Ortaçağ'da doğmuş bir kitap oku.
:(
4. Cadılar doğayı ve kendini bilendir: Doğayla bağlantılı bir kitap oku.
Cadılar Bayramı Ağacı-Ray Bradbury
5. "Bütün Kadınlar Cadıdır", feminist edebiyat yazarlarından bir kitap oku.
Beş Sevim Apartmanı-Mine Söğüt6. Büyü kitabını açma zamanı: Kitaplığında uzun zamandır bekleyen, sayfa sayısı +300 olan bir kitabını oku.
Kafes-Josh Malerman7. Cadılar ay ışığında uçar: Geceyarısından sonra elindeki kitaptan en az bir bölüm oku.
Kız Kardeşim İçin-Jodi Picoult

Şu anda Felsefe Taşını sesli kitap olarak dinliyorum, bitmesine 1 saatten az kaldı bu beni üzüyor :( Bir de Türkçe derslerinde okuma yaptıkça ben de çocuklarla birlikte Beş Sevim Apartmanını okuyorum. Beklediğimden daha ürkütücü geldiği için yalnız ve akşamları okumuyorum😄 İki kitap aynı anda yetmiyormuş gibi bu yazıyı bitirince de Cadıların Keşfine başlayıp Berfinle birlikte okumak istiyorum. Şu anki durumum böyle. Bir dahaki maraton güncellemesinde birkaç kitabı bitirmiş olurum umarım.

Ajandamda maratona ayırdığım sayfayı çok sevdiğim için aynı sayfanın 796327738 farklı açıyla çekilmiş fotoğraflarını paylaşarak kapanış yapacağım şimdi izninizle.



Keyifli okumalarınızın olduğu günler dilerim^^

12 Ekim 2019 Cumartesi

Lanetli mi Lanetli Bir Maratona Davetlisiniz!

Karanlık Şatoda bir telaş, bir hengame... Cadı cübbelerini ütüleyenler, takma köpek dişlerini arayanlar... Bu heyecanın sebebi ise beklenen o "şey"in gelip çatmış olması...
LANETLİ MARATONUN!

Karanlık Şato'da düzenlediğimiz Lanetli Maratonla hareketli hareketli, lanetli mi lanetli bir ekim ayı geçirmeyi planlıyoruz. Ve tabii ki de bunu en meydan okumalısından yapıyoruz. Elimizde 4 türümüz (cadılar, vampirler, hayaletler, kurtinsanlar) ve bu türlere özel challenge maddelerimiz var. Yapmanız gereken tek şey tarafınızı seçip kategorilere uygun kitaplarla okumaya başlamak!

VAMPİRLER

1. Adında Kan, Vampir veya Ölü kelimesi geçen bir kitap oku.
2. Bir vampir hikayesi oku.
3. Vampirler ölümsüzdür: Ölümsüzleşmiş kült bir eser oku.
4. Vampirler kana susamıştır, sen de okumaya susa ve bir gün boyunca en az 100 sayfa kitap oku.
5. Vampirler kırmızı ve siyah ile bütünleşmiştir: Dış tasarımı bu renklerde olan bir kitap oku.
6. Vampirler gün ışığında ölür: Gün ışığında okumayı beklemekten ölmek üzere olan +300 sayfa bir kitabını okuyarak dirilt.
7. Vampirlerin günü gecedir: Çok merak ettiğin bir kitabı seç ve bütün geceni onu okumaya ayır.

CADILAR

1. Ana karakteri cadı/büyücü olan bir kitap oku.
2. Adında cadı/büyücü kelimesi geçen bir kitap oku.
3. Ortaçağ'ın cadılarını anma zamanı, yazarı Ortaçağ'da doğmuş bir kitap oku.
4. Cadılar doğayı ve kendini bilendir: Doğayla bağlantılı bir kitap oku.
5. "Bütün Kadınlar Cadıdır", feminist edebiyat yazarlarından bir kitap oku.
6. Büyü kitabını açma zamanı: Kitaplığında uzun zamandır bekleyen, sayfa sayısı +300 olan bir kitabını oku.
7. Cadılar ay ışığında uçar: Geceyarısından sonra elindeki kitaptan en az bir bölüm oku.

HAYALETLER

1. İsminde hayalet kelimesi geçen bir kitap oku.
2. Bir hayalet hikayesi oku, olabildiğince korkunç olsun.
3. Konusu ölüm üzerine olan bir kitap oku.
4. Hayaletler melankoliktir: Melankolik bir yazardan kitap oku.
5. Hayaletler kayıp ruhlardır: Kitaplığında kaybolacak kadar beklemiş +300 sayfa bir kitap oku.
6. Hayaletler izoledir: Telefonunu uçak moduna alıp yarım saat kesintisiz kitap oku.
7. Hayaletler kapalı havaları çağrıştırır: Kapalı bir günde en az bir saat kitap oku.

KURTADAMLAR

1. Bir kurtadam hikayesi oku.
2. İsminde kurt kelimesi geçen bir kitap oku.
3. Kurtadamlar toplumdan dışlanmışlardır: Bir dönem yasaklanmış bir kitap oku.
4. Kurtadamlar özgür ruhludurlar: Konusu itibari ile özgürlüğü çağrıştıran ya da adında özgürlük kelimesi geçen bir kitap oku.
5. Kurtadamlar hep yollardadır: Bir yol hikayesi oku.
6. Kurtadamlar insana dönünce ne yaptıklarının hatırlamazlar: Okumayı unuttuğun +300 sayfa bir kitap oku.
7. Kurtadamlar dolunayda dönüşür: Dolunaylı bir gecede en az bir saat kitap oku.


Siz en çok hangi türü beğendiniz? Lanetli Maratonda bize eşlik edecek misiniz? Maraton hakkında daha detaylı bilgi için Karanlık Şato instagram adresini ziyaret edebilirsiniz. Kararsız olanlar için kitap önerileri de var her türe uygun :>

Ben seçtiğim türü yarına kitaplarla birlikte paylaşacağım inşallah :))

30 Eylül 2019 Pazartesi

Önce Eylem Sonra İlham

Unutkanlık ve üşengeçlik bana en çok çektiren iki özelliğim olmuştur. Nice şeyleri kaçırıp ardından sulu gözlerle bakmışlığım bile vardır ama ilk defa bir şeyi unuttuğum için çok mutluyum. Şimdi biraz geri sarıp anlatmaya başlıyorum.

Ecrin'in Storytel uygulamasını anlattığı videosundan sonra gaza gelmiş ve ben de 2 haftalık olan deneme üyeliğini başlatmıştım. Storytel birçok sesli kitabı barındıran hoş bir uygulama ve benim de ilk baştaki planım temizlik yaparken, bulaşık yaparken, uyumadan önce dinlemek, böylece boş vakitlerimi verimli bir şekilde değerlendirmekti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Bulaşıkları yıkarken kendimi tabakları foşur foşur yıkamaya kaptırdığımı, uyumadan önce dinlemeye çalıştığımda da ninni etkisi yaptığını fark ettim. Teoride çok mantıklı bir uygulamaydı ama birbirimiz için uygun değildik anlaşılan. Ne yapalım kısmet dedim ve ayırdık yollarımızı.



Ta ki e-posta kutuma faturası düşene kadar. Yollarımızı ayırmıştık ayırmasına ama çok zeki ben üyeliğimi iptal etmeyi unutmuştum. Tabi Storytel de fırsat bu fırsat diyip deneme sürem bittiği gibi bir aylık üyelik ücretini hüüüüüüp diye içine çekiverdi. Planda olmayan bir şey olduğu için önce uflayıp puflasam da sonra hiç değilse kitaba gitti yine para diye teselli ettim kendimi.

E madem parasını bir kere ödemiş bulundum o zaman hakkını vereyim düşüncesiyle bir kez daha dinleme macerama geri döndüm. Ama bu sefer fiziki olarak bir şeyle meşgulken kendimi dinlemeye daha doğrusu dinlediğimi anlamaya zorlamadım. Okulların da açılmasıyla bolca kullandığım otobüs yolculuklarında tek işim oturmak ve pencereden dışarısını seyretmekken dinledim. İşte tam olarak o dakikalar Storytel'in hakkını vererek kullandığım dakikalardı. 



Şimdilerde pek bir sıkı fıkıyız kendisiyle. Sadece Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı kitabını dinlememe vesile olduğu için bile çok sevdim kendisini. Sayesinde tüm kişisel gelişim kitaplarının bir milyon yalan olmadığını fark ettim. Ve hayatımın mottosunu buldum. 


Önce eylem sonra ilham.

Bunu zaten başlığa yazarak olayın heyecanını kaçırdım biraz değil mi? Sağlık olsun.

Bu yazı da önce eylem sonra ilham mottomun ilk meyvesi oldu. Yazı yazmak için, örgü örmek için ya da denemek istediğim milyon şey için ilham bekleyerek yaptığım hataları ufak ufak telafi etmeye çalışacağım.

Bir dahaki önce eylem sonra ilham diyişimde Storytel'den detaylı olarak ve o zamana kadar dinlemeyi bitirmiş olursam da Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı'ndan bahsetmek istiyorum. O zamana kadar kendinize iyi bakınız :) 

Not: Üyeliğimin yenilenme zamanı da geldi çattı ama bu sefer de ben gayet bilinçli olarak iptal etmeyeceğim:p

6 Eylül 2019 Cuma

Hayırlısı Oldu Olacak Gibi

Son zamanlarda en çok dediğim şey "Hayırlısı olsun." Bugün tam 3 kez planlarda değişikliğe gidildi ve her seferinde hayırlısının bu olacağına inanıldı. 

Hafta boyunca telefonun başında çaresiz bekleyen Hakan Altun gibi ücretli öğretmenlik için aranmayı bekledim. Haftanın son günü gelince ve birçok arkadaşım aranınca ve ben hala aranmayınca dedim herhalde olmayacak bu iş, napalım hayırlısı olsun. Sonra başvurduğum dikiş kursundan arandım. Hah dedim demek olacak olan buymuş. Zaten dikişe gitmeyi de çok istiyordum. Her şeyin ateş pahası olduğu bu dönemde dikiş bilmek şart artık. Kurs pazartesi-salı sabah 10'dan 4'e kadarmış. İyi, geriye 5 günüm kalıyor, bir de part time bir iş bulursam değmeyin keyfime diye planlar yapıyorum ama ne demiş Jose Saramago "Hayat plan yapanlara güler." 

İkinci bir telefon daha aldım. Yalnız bendeki de öyle bir heyecanlı bekleyiş ki telefonunu titreşimden çıkarmayan ben hiçbir aramayı kaçırmamak için telefonu sesliye aldım. Her mesaj bildiriminde kalbim hopluyor, elim bulaşıklıyken koşuyorum falan öyle bir heyecan. Açtım telefonu, karşımdaki kişi "İlçe milli eğitim müdürlüğünden numaranızı aldım.." diye başlayınca dedim oldu bu iş Eslem!!!! Dikiş kursu yalan olacak ama hayırlısı olsun ya:))) şeklinde yeni bir gelecek güzergahı çiziyordum ki arayan kişi özel bir okul için arama yaptığını söyledi:( Olursa inşallah şubatta atama beklediğimi o yüzden özel okulla sözleşme imzalamanın sıkıntı olacağını söyleyip kapattık telefonları. Hüzünlü bir şekilde birinci plana geri dönüldü böylece.


Saat 5'e yaklaşıyor ve umutlarım tükeniyorken telefonu sessize alsam mı zaten arayan olmaz artık diye yakınıyorum ama canım annem bekle biraz daha diyor. Anne iç güdüsü müdür bilmem ama beklediğime değiyor ve tekrar aranıyorum. Hem de beklediğim iş için :))) İki gün sonra ilk sınıfıma kavuşmuş olacağım böylece inşallah. Tabi artık hiçbir şeye kesin gözüyle bakmıyoruz, her şey her an değişebilir, temkinliyiz.

Şimdi ise tatlı bir telaş içindeyim, kaçıncı sınıfa gireceğimden bile habersizim. Daha önceki günlerde aransaydım okulla görüşmek için fırsatım da olurdu ama tabii ki bizim muhteşem eğitim sistemimiz sağ olsun:)))))))))) Son dakika iş yapmakta ben bile ellerine su dökemem.

Düşündükçe endişeleniyorum ama dört sene bunun eğitimini aldın (her ne kadar kötü olsa da, teşekkürler KOÜ), stajını yaptın, boş değilsin diye kendime telkinlerde bulunuyorum, sihirli sözcüğümüz olan hayırlısını bolca tekrar ediyorum.

Müstakbel öğrencilerim için hazırlık yapacağım inşallah hafta sonu. İlk haftayı elimden geldiğince oyunlu, etkinlikli geçirmeyi umuyorum. 

Öyle işte, alırım sizden de bir hayırlı olsununuzu :D

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Yeniden Burada

Kürkçü dükkanımın kepeklerini kaldırma zamanı!

Ara vermek kolayken tekrar geri dönmek hep zor geliyor. Blogumu yarı yolda bırakmış hissetmemin sonucu sanırım bu. Kpss yüzünden zorunlu bir bırakıştı ama yine de...

Kpss sürecini atlattım, bir aylık dertsiz tasasız bir süre geçirdim ve şimdi de puanların açıklanmasına saatler kala bloguma sığınmak istedim. Allah bu bünyeye bir daha kpssye başvurdurtmasın ya. Sorun ders çalışmak değil kesinlikle. Hatta kitaplarıma baktıkça (ne olur olmaz sonuç açıklanana kadar kaldırmayayım dedim) çalışma isteği geliyor. Bu sene dersaneye de gitmeden hazırlanınca olayın mantığını kavramak, çalışma düzeni oluşturmak beni en çok zorlayan iki şey oldu. Ama gerçekten iyi çalıştığıma inandığım 1-1,5 ay boyunca anladım ki bu tempoyla 6 ay çalışmak kpss için gayet yeterli. Böylece kpss sürecinde yaptığım ilk hatayı fark ettim, sınava çalışmaya geçen yaz başlamak. Şimdiki aklım olsa ocağa kadar türkçe ve matematik dışında hiçbir derse çalışmaz, hem okuldan verilen ödevleri hem de staj işlerini bir pabuca sıkıştırmaya çalışmazdım. Korece kursuna daha çok önem verirdim. 

Sorun zaten her şeye geç kalmış, vaktim kalmamış hissi. Bir yılımdan daha feragat etmek istemiyorum. Cidden o bir yıl o kadar önemli bir fark ki benim için. 

NEEEEEEYSE UZUN LAFIN KISASI BEN DÖNDÜM. 


Burada yokken aklımda yazmayı biriktirdiğim şeyler oldu, kısmet olursa ileriki günlerde ufak ufak yazarım. Benim yokluğumda kaçırdıklarımı da sizin yazmanızı bekliyorum!
Sizden ne var ne yok?

28 Şubat 2019 Perşembe

28. Son | 28 Days Blog Challenge

Bir meydan okumanın daha sonuna geldik. Daha doğrusu ben gelemedim ama her gün yazan arkadaşlar oldu, hepinizi imrenmeyle karışık tebrik ediyorum! Bu blog ortamında 5 yılım ve şu zamana kadar böyle hareketli bir ay görmemiştim. Öyle ki bir yerden sonra yazıları okumaya yetişemedim ama çok büyük kısmını kaydettim. Yavaş yavaş ziyaretlere geleceğim, kapınızı açık tutunuz efenim :D

En büyük teşekkürü ve alkışı Ezgi hak ediyor bence, bunda hepimiz hemfikirizdir sanıyorum. Çok güzel bir etkinliğe önayak oldu, önayak olmakla kalmadı fire vermeden meydan okuma boyunca birbirinden güzel yazılarıyla burada oldu. Bir kere daha böylesine güzel bir etkinliğe bizi de ortak ettiği için teşekkür ediyorum Ezgiye.

Meydan okumayı benim açımdan değerlendirirsek ben başarılı diyorum :D Meydan okumayı yarısına kadar bile getiremedim ama yazdığım yazıların hepsini o kadar severek yazdım ki harcadığım her saniyeye değdiler bence. Uzun zamandır bu kadar keyif alarak yazmamıştım, bu bakımdan meydan okuma benim için son derece verimliydi. Bir şeyler yazmayı sevdiğimi bir kez daha fark ettim ve bu konuda ciddi eğitimler almak istediğime karar verdim. 28 Days Blog Challenge sayesinde yeni bir hedefim daha oldu diyebiliriz yani :))

Ayrıca meydan okuma boyunca bir sürü yeni blog okuyup bir sürü yeni kişi tanıdım, en büyük artılarından biri de bu oldu. Çok güzel bir örgü grubuna da dahil oldum böylece😍 Her şeyiyle çok zevkli bir meydan okumaydı, yeni meydan okumalarda görüşmeyi umuyorum💞😄

Yalnız meydan okumanın katılamadığım günleri içimde bir yara oldu. Hem yazmak istiyorum hem de zamanı geçtiği için bırakmak istiyorum. Bu konuda önerilere açığım. Zamanında tamamlayabilseydim bloga bir süre de ara vermeyi planlıyordum KPSS'den dolayı. Ama şimdi bu yarım kalmışlık beni rahatsız ediyor ve kararsızlıktan kendi kendimi yememe neden oluyor :D

Neyse efenim, 28 Days Blog Challenge boyunca yazdığım yazıları aşağıda toplayacağım, kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için :p

1. Meydan Okumayı Neden Kabul Ettim 


Keyifle kalınız :)

Not: Henüz yayınlayamadığım, yayınlayıp da cevap veremediğim yorumlar oldu, lütfen kusuruma bakmayın. Bulduğum vakitleri yazı yazmak ve yazılanları okumak için kullandım ama şimdi sıra yorumlarda :))

Yeni Yazılardan Haberdar Olun